MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9789 ▲ %0,02
EURO 53,5324 ▲ %0,31
ALTIN 6.613,72 ▲ %0,91

Gazeteci Enver Aysever’in ‘Sağcılık’ Çıkışı Yargıda: İddianame Kabul Edildi

Türkiye’nin kutuplaşmış siyasi ikliminde, ifade özgürlüğü ile toplumsal hassasiyetler arasındaki o ince çizgi, bu kez deneyimli gazeteci Enver Aysever’in yargılandığı dava dosyasıyla bir kez daha tartışmaya açılıyor. Sosyal medya platformları üzerinden paylaştığı bir videoda, sağcı olmayı ahlaki bir zafiyetle eşleştiren ifadeleri nedeniyle gözaltına alınan ve ardından tutuklanan Aysever hakkındaki hukuki süreçte yeni bir safhaya geçildi. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın tamamlanmasıyla birlikte, hazırlanan iddianame mahkeme tarafından kabul edildi.

Haberin odağında yer alan videoda Aysever’in, “Sağcılık suçtur. Sağcı olduğunuz zaman ahlaksız olursunuz ya da ahlakınız ahlaksızlık olur” şeklindeki keskin çıkışları, kamuoyunda geniş yankı bulmuştu. Bu sözlerin ‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama’ suçunun unsurlarını taşıdığına hükmeden yargı makamları, Aysever için 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası talep ediyor.

Savunmanın Odağında ‘Bağlam’ ve ‘Hasan İmamoğlu’ Var

Enver Aysever, mahkemeye sunduğu savunmasında, sözlerinin bütününden koparılarak sosyal medyada kasıtlı bir şekilde ‘linç malzemesi’ yapıldığını öne sürdü. İfadesinde, 30 yıllık mesleki geçmişine vurgu yapan Aysever, amacının toplumun büyük bir kesimini aşağılamak olmadığını, eleştirilerinin odağında aslında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu’nun açıklamaları olduğunu belirtti. Hasan İmamoğlu’nun geçmişteki ‘komünizmle mücadele’ söylemlerini hatırlatan Aysever, bu zihniyetin Türkiye tarihindeki yansımalarını eleştirdiğini ifade etti.

Aysever’in savunması, aslında siyasi bir terminoloji tartışmasını da beraberinde getiriyor. Videonun canlı yayın heyecanıyla çekildiğini kabul eden gazeteci, kendisini yanlış anlayan kitlelerden özür dileyeceğini belirterek, asıl kriterinin bir insanın ideolojik kimliği değil, ‘ahlak ve dürüstlük’ olduğunu savundu. Ancak savcılık, bu ifadelerin toplumun belirli bir kesimine yönelik açık bir aşağılama ve kutuplaştırma içerdiğini iddia ederek dosyasını tekemmül ettirdi.

Hukuki Süreçte Toplumsal Barış ve İfade Özgürlüğü Dengesi

Hukukçular ve medya gözlemcileri, bu davanın Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesinin sınırlarını belirlemek açısından kritik bir öneme sahip olduğunu belirtiyor. Bir kesime göre; siyasi bir ideolojinin ‘ahlaksızlık’ veya ‘suç’ olarak nitelendirilmesi, demokratik tartışma zeminini zedeleyen ve toplumsal barışı tehdit eden bir eylem. Diğer bir görüş ise, sert eleştirilerin dahi ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

Küçükçekmece 30. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan dava, sadece bir gazetecinin yargılanması değil, aynı zamanda dijital dünyada söylenen her sözün hukuki bir karşılığı olduğunun da altını çiziyor. Sosyal medyadaki yankı odalarının yarattığı ‘anlık tepki’ kültürünün, yargı süreçlerini nasıl hızlandırdığı ve toplumsal gerilimi nasıl tırmandırdığı, önümüzdeki günlerde uzmanlar tarafından daha derinlemesine analiz edilecektir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir