Frankfurt’un o her gün binlerce hayatın kesiştiği, metalik seslerin ve aceleci adımların yankılandığı ana tren garı, geçtiğimiz Ağustos ayında ne yazık ki doğanın huzuruna ve yaşamın kutsallığına tamamen aykırı, karanlık bir olaya sahne oldu. Henüz 27 yaşındaki gencecik bir fidan olan Abdülkadir E., Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinden Frankfurt’a kadar uzanan, modern dünyanın hukuk kurallarını ve insan yaşamına duyulan saygıyı hiçe sayan bir “kan davası” pençesinde hayatını kaybetti. Bugün gelinen noktada, bu trajediye sebep olmakla suçlanan 8 sanık, Frankfurt Eyalet Mahkemesi önünde hesap vermeye başladı.
Viranşehir’den Frankfurt’a Uzanan Şiddet Sarmalı
İddianamenin satır aralarında dolaştığımızda, meselenin köklerinin 2016 yılına kadar uzanan derin ve yıkıcı bir husumete dayandığını görüyoruz. Ö. ve E. aileleri arasındaki bu düğüm, ne yazık ki her geçen gün daha fazla can yakmış. 2016 yılında babasını yine bu husumette kaybeden Abdülkadir E., belki de sadece huzurlu bir gelecek ve güvenli bir liman arayışıyla Almanya’ya sığınmıştı. Ancak şiddetin sınır tanımayan doğası, sosyal medyanın karanlık dehlizleri üzerinden onu burada da buldu. Sahte hesaplarla takibe alınan gencin Mainz’den Frankfurt’a geçeceği bilgisi, adeta bir avcılık planı titizliğiyle işlendi. Katil zanlısı Kemal Ö. ve 6 akrabasının iki farklı şehirde pusu kurarak bu korkunç planı hayata geçirmesi, davanın en tüyler ürpertici detaylarından biri olarak kayda geçti.
Planlı Cinayette Akademisyen ve Akraba İttifakı
20 Ağustos akşamı saat 21.05 sularında 9’uncu peronda gerçekleşen saldırı, sadece bir silahın ateşlenmesi değil, bir insanın yaşam hakkının sinsice elinden alınmasıydı. İddianameye göre, 56 yaşındaki Kemal Ö., gencin arkasından yaklaşarak peş peşe ateş etti. Olayın vahameti, sanık kürsüsündeki profillerle daha da derinleşiyor. Aralarında bir üniversite doçentinin de bulunduğu sanık grubu, “tasarlayarak ve haince ortaklaşa işlenmiş nitelikli cinayet” suçlamasıyla karşı karşıya. Frankfurt Başsavcısı Dominik Mies’in, 20 yıllık meslek hayatında ilk kez bu kadar kalabalık bir grubun kasten öldürmeden yargılandığını vurgulaması, olayın ne denli örgütlü bir kötülük olduğunu gözler önüne seriyor.
Doğanın bize öğrettiği en temel kural yaşamın birbirine bağlılığı ve korunmasıdır; ancak insan eliyle yaratılan bu husumet döngüleri, sadece bireyleri değil, toplumun vicdanını da yaralıyor. Temmuz ayına kadar sürmesi beklenen bu davada adaletin tecelli etmesi, bir nebze de olsa yaralı yüreklere su serpecektir. Merhum Abdülkadir E.’ye Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve tüm sevenlerine en derin taziyelerimizi sunuyoruz. Yaşamın her türlü şiddetten arındığı, adaletin ve barışın yeşerdiği bir dünya dileğiyle.






