Bugün, 26 Mart 2026 Perşembe, İstanbul’dan gelen haber, aslında birçoğumuzun zihninde çoktan çözüme kavuştuğunu düşündüğü bir meselenin, hala kanayan bir yara olduğunu yüzümüze çarpıyor: Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 25 şüpheliden 17’si tutuklandı. Bu sadece kuru bir adliye haberi değil, aynı zamanda geçmişin gölgelerinin günümüze ne denli uzun düştüğünün, hafızamızla ve toplumsal uyanıklığımızla sürekli bir yüzleşme içinde olduğumuzun acı bir göstergesi.
Bitmeyen Mücadele: FETÖ’nün Anatomisi
Herkesin bildiği üzere, bir zamanlar “hizmet” adı altında kamusal ve sivil hayatın kılcal damarlarına sızan bu yapı, devleti ele geçirme hırsıyla zehirlediği her alanı, bir Truva Atı misali içeriden çürütmeyi hedeflemişti. 15 Temmuz 2016’da yaşanan hain darbe girişimi, bu sinsi örgütün gerçek yüzünü tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. Ancak bu tarihten sonraki operasyonlar ve alınan onca önlem, meselenin bir gecede bitirilebilecek, kökleri kolayca sökülüp atılabilecek basit bir sorun olmadığını gösteriyor. FETÖ, sadece bir liderin etrafında toplanmış birkaç müritten ibaret değil; yıllara yayılan, katmanlı, kripto bir ağ. Bu ağın her bir düğüm noktası çözüldükçe, altından yeni bağlantılar, yeni şüpheliler ve yeni ihanetler çıkıyor.
Yeraltı Ağları ve Devletin Refleksi
Bu son operasyon, bize FETÖ’nün yeraltı ağlarının hala tamamen deşifre edilemediğini, “uyuyan hücrelerin” veya gizlenmiş unsurların varlığını sürdürdüğünü fısıldıyor. Kolluk kuvvetleri ve yargının bu durmaksızın devam eden mücadelesi, sadece anlık suçları değil, yıllar öncesine dayanan planları, yapılanmaları ve ilişkileri de gün yüzüne çıkarma çabasının bir parçası. Yakalanan her şüpheli, ya örgütün çözülmesine yönelik yeni bir ipucu sunuyor ya da devletin güvenlik birimlerinin bu yapıyla mücadeledeki kararlılığını bir kez daha perçinliyor. Vatandaşın güvenliği ve devletin bekası için yürütülen bu hassas süreç, toplumun her kesiminin desteğini ve sabrını gerektiriyor. Aksi takdirde, bu sinsi yapı, en beklenmedik anlarda yeniden baş gösterebilir.
Toplumsal Hafıza ve Adalet Arayışı
Bu tür haberler, sadece gözaltı ve tutuklama sayılarıyla ibaret kalmamalı. Her bir tutuklama, aynı zamanda toplumun adalet arayışının bir yansıması. FETÖ’nün sebep olduğu travma, hala hafızalarımızda taze. İnsanların devlete olan güveni, bu tür operasyonların şeffaf ve hukuka uygun bir şekilde yürütülmesiyle pekişiyor. Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var: Bu bitmeyen mücadele, toplumsal yorgunluğu da beraberinde getirebilir mi? Her yeni operasyon, gerçekten kökten bir temizliğe mi işaret ediyor, yoksa sadece yüzeydeki kirleri mi temizliyoruz? Bu sorular, okuyucunun kendi içinde dürüstçe yanıtlaması gereken, belki de en kritik sorular.
Gerçek Bir Hesaplaşma: Bitmeyen Hikaye mi?
Görünen o ki, FETÖ ile hesaplaşma süreci, kısa vadeli bir sprint değil, uzun soluklu bir maraton. Bu maratonun her etabında, hem devletin kurumları hem de vatandaşlar olarak bizler, uyanık kalmak ve gerçekleri sorgulamak zorundayız. 25 şüpheliden 17’sinin tutuklanması, basit bir haberden çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu, geçmişle yüzleşmenin, bugünü anlamanın ve geleceği inşa etmenin zorunlu bir parçası. Ancak asıl sorgulanması gereken, böylesi bir yapının devletin kılcal damarlarına kadar sızmasına nasıl izin verildiği ve bu tür tehditlerin gelecekte bir daha ortaya çıkmaması için gerçekten kalıcı hangi derslerin çıkarıldığıdır. Bu soruların cevapları, sadece operasyonların değil, aynı zamanda toplumun kendi içindeki aydınlanma sürecinin de bir göstergesi olacak.






