Ordu’nun Fatsa ilçesinde, Osmanlı’dan günümüze miras kalan ve toplumsal dayanışmanın en zarif örneklerinden biri olan ‘Zimem Defteri’ geleneği yeniden hayat buldu. Sakarya Mahallesi’nde yaşayan ihtiyaç sahibi vatandaşların bakkal ve fırınlara olan borçları, isminin açıklanmasını istemeyen hayırsever bir iş insanı tarafından tamamen kapatıldı. Bu örnek davranış, sadece bir borç ödeme işlemi değil, aynı zamanda toplumun pedagojik gelişimi ve yardımlaşma bilincinin gelecek nesillere aktarılması açısından büyük bir pedagojik önem taşıyor.
Toplumsal Dayanışmanın Eğitici Gücü: Zimem Defteri
Sakarya Mahallesi Muhtarı Mehmet Onmuş ile irtibata geçen hayırsever vatandaş, mahalledeki yerel market ve fırınlarda biriken veresiye borçlarını ödeme arzusunu dile getirdi. Muhtar Onmuş’un rehberliğinde gerçekleştirilen bu iyilik hareketi kapsamında, mahalledeki 7 bakkal ve 1 fırın tek tek ziyaret edildi. Borç yükü altında olan ailelerin hesapları birer birer kapatılırken, ödeme yapılan miktarlar ve makbuzlar titizlikle kayıt altına alındı. Bu süreç, yardımlaşmanın gizlilik içinde yürütülmesinin insan onuru üzerindeki olumlu etkilerini bir kez daha gözler önüne serdi.
Muhtar Mehmet Onmuş, yaptığı açıklamada yardımların doğru adrese ulaşmasının önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Bir iş insanımız bizlere ulaştı ve mahallemizdeki veresiye defterlerini kapatmak istediğini belirtti. Biz de şeffaflık ilkesinden ödün vermeden bu emaneti yerine ulaştırdık. Özellikle bu tür yardımların ihtiyaç sahiplerine doğrudan ulaşması, toplumdaki güven duygusunu pekiştiriyor. Hayırseverlerimizin bu hassasiyeti, mahalle kültürünün ölmediğinin kanıtıdır.”
Görünmez Eller: İyilikte Yarışmanın Toplumsal Huzura Etkisi
Eğitim editörü perspektifinden bakıldığında; bu tür olaylar okul dışı eğitimin ve karakter inşasının en kıymetli parçalarıdır. Bir çocuğun, ailesinin borcunun tanımadığı biri tarafından kapatıldığını öğrenmesi, onda empati, minnet ve toplumsal aidiyet duygularını geliştirir. Esnaf Kemal Kaser’in “Defteri kapattı ve gitti” şeklindeki ifadesi, iyiliğin gösterişten uzak, saf bir niyetle yapıldığının en büyük kanıtıdır. Fırın işletmecisi Yücel Türkoğlu da bu hareketin Ramazan ayının ruhuna ne kadar yakıştığını vurgulayarak, bu geleneğin yaygınlaşması gerektiğini ifade etti.
Sonuç olarak, Fatsa’da yaşanan bu hadise, modern dünyada kaybolmaya yüz tutan komşuluk hukukunu ve dayanışma ruhunu yeniden canlandırdı. Maddi zorluklar nedeniyle omuzlarında yük hisseden vatandaşların bu vesileyle nefes alması, toplumsal huzurun inşasında kritik bir rol oynuyor. Uzman görüşlerine göre bu tür kolektif iyilikler, bireylerin topluma karşı sorumluluk bilincini artırırken, sosyal barışın da en güçlü teminatı oluyor. Bu tür sessiz kahramanlıklar, bir toplumun eğitim seviyesinin sadece diplomalarla değil, sergilenen vicdani duruşla ölçüldüğünün en güzel ispatıdır.






