MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9808 ▲ %0,02
EURO 53,5307 ▲ %0,29
ALTIN 6.597,72 ▲ %0,66

Falezlerdeki Anne Çığlığı: Otizm ve Bürokrasi Arasında Bir Dram

Antalya’nın falezlerinde yankılanan o çığlık, sadece bir kadının değil, Türkiye’de özel gereksinimli çocuklara sahip binlerce ailenin ortak dramını simgeliyor. Kepez ilçesinde yaşam mücadelesi veren Kinvan ailesinin hikayesi, bir modern çağ trajedisi olarak karşımıza çıkıyor. Emine ve Süleyman Kinvan çiftinin üç evladı da ağır sağlık sorunlarıyla boğuşurken, sistemin bu yükü hafifletmek yerine aile bağlarını koparma noktasına getirmesi, toplumsal vicdanı sorgulatacak bir noktaya ulaştı.

Sistem ve Şefkat Arasında Sıkışan Bir Hayat

Kinvan ailesinin sınavı, en büyük çocukları Muhammet’e 3 yaşında konulan ‘ağır otizm’ teşhisiyle başladı. Ancak kaderin bu aileye hazırladığı tek sınav bu değildi. Diğer iki çocuktan Ayşegül’ün Tip-1 diyabet, Şeyma’nın ise Serebral Palsi (beyin felci) ile mücadelesi, aileyi hem ekonomik hem de psikolojik olarak büyük bir çıkmazın içine itti. Uzmanlara göre, ‘bakıcı tükenmişliği’ (caregiver burnout) olarak adlandırılan bu durum, sosyal destek mekanizmalarının eksikliğiyle birleştiğinde trajedi kaçınılmaz hale geliyor. Muhammet’in ergenlik dönemiyle birlikte artan agresif tavırları ve hem öğretmenlerine hem de aile üyelerine zarar vermeye başlaması, geçtiğimiz ağustos ayında devletin devreye girmesiyle sonuçlandı. Genç adam, ailesinin onayıyla bir bakım merkezine yerleştirildi.

Şehirlerarası Sürgün Kararı ve Anne Yüreğinin İsyanı

Sorunun fitilini ateşleyen gelişme ise bürokrasinin ‘uyum sağlayamama’ gerekçesiyle ürettiği çözüm oldu. Muhammet’in Antalya’dan kilometrelerce uzaklıktaki başka bir şehre nakledileceği haberi, oğlunu sadece uzaktan görebilmek için her gün bakım merkezinin kapısını aşındıran anne Emine Kinvan için son damla oldu. Sosyal hizmet uzmanları, otizmli bireylerin mekan değişikliğine verdikleri tepkinin yıkıcı olabileceğini ve aileden koparılmanın rehabilitasyon sürecini geriye götürebileceğini vurguluyor. 40 metre yükseklikteki falezlerde geçen 2,5 saatlik gergin bekleyiş, aslında sisteme karşı atılmış sessiz bir çığlıktı.

Akdeniz Otizm Spor Kulübü Derneği Başkanı Demet Çileli’nin ikna çabalarıyla hayata tutunan annenin, ‘Bu şehre kediyi köpeği sığdırdılar, benim çocuğumu sığdıramadılar’ sözleri, yerel yönetimlerin ve sosyal politikaların bu tür ‘ağır’ vakalarda ne denli yetersiz kaldığının bir kanıtı. Kinvan ailesinin yaşadığı bu kriz, Türkiye’de ağır otizmli bireyler için butik bakım evlerinin ve yerel destek ünitelerinin artırılması gerekliliğini bir kez daha masaya yatırıyor. Anne Emine Kinvan’ın tek isteği olan ‘çocuğuna yakın olma’ hakkı, bürokratik prosedürlerin insani değerlerin önüne geçmemesi gerektiğini hatırlatan acı bir ders niteliğinde.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir