Ezgi Apartmanı Davası: Adaletin Zorlu Yolu
6 Şubat 2023 depremlerinin yürekleri dağlayan sembollerinden biri olan Ezgi Apartmanı’nın yıkımıyla ilgili süren dava, magazin gündeminin ötesinde, toplumsal vicdanı derinden sarsmaya devam ediyor. Özellikle “olası kastla kasten öldürme ve yaralama” suçlamasıyla yargılanan ve hakkında 876 yıl 6 aya kadar hapis cezası istenen iç mimar Ertan Danacı’nın kısa süreli tahliyesi ve ardından gelen yeniden tutuklama kararı, adaletin tecellisi noktasında önemli soru işaretlerini beraberinde getirdi. Bu kritik gelişme, mağdur ailelerin acısının bir nebze olsun dinmesi umudunu yeniden yeşertirken, hukuki sürecin ne kadar çetrefilli ilerleyebileceğini de bir kez daha gözler önüne serdi.
Depremin Yarası ve Hukukun Süreçleri
Kahramanmaraş merkezli yaşanan büyük depremlerin ardından on binlerce binanın enkaz yığınına dönüştüğü o kara günde, Ezgi Apartmanı, çarpık yapılaşmanın ve denetimsizliğin acı bir örneği olarak hafızalara kazındı. Binanın zemin katındaki pastanede yapılan kolon kesme işlemlerinin, facianın ana nedenlerinden biri olduğu yönündeki tespitler, kamuoyunda büyük bir infial yaratmıştı. Depremin ardından başlatılan soruşturmalarda, sorumluluğu olduğu düşünülen kişiler hakkında ağır cezalar talep edilirken, bu davalar sadece yasal bir prosedür olmaktan öte, bir milletin adalet arayışının da aynası haline geldi. Özellikle bu tür karmaşık davalar, bilirkişi raporlarının önemi, delillerin titizlikle incelenmesi ve yargı sürecinin şeffaflığı açısından büyük hassasiyet gerektiriyor.
Tahliye Kararı ve Mağdur Ailelerin İtirazı
Davanın seyrini değiştiren olaylardan biri, Ertan Danacı’nın 23 Haziran 2025’te Kahramanmaraş 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tahliye edilmesiydi. Dosyaya giren yeni bir bilirkişi raporu üzerine alınan bu karar, bina sakinlerini kaybeden aileler için büyük bir hayal kırıklığına yol açtı. Gözyaşları ve feryatlarla mahkeme kapısında adalet arayan aileler, bu tahliye kararına karşı büyük bir tepki gösterdi. Hukuk sistemimizin en temel haklarından biri olan itiraz mekanizmasını kullanarak, Danacı’nın adli kontrolle serbest bırakılmasına Kahramanmaraş 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde derhal başvurdular. Mağduriyetin ve adalete olan inancın sarsılmaması adına gösterilen bu direniş, yargı sürecinin ne denli bir kamuoyu baskısı altında yürüdüğünü de gözler önüne serdi.
Adaletin Peşinde: Kaçış ve Yakalanış
Mağdur ailelerin itirazını haklı bulan mahkeme heyeti, 6 Temmuz 2025’te Ertan Danacı hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkardı. Ancak Danacı, bildirdiği adreste bulunamadı. Bu durum, adaletin peşindeki yolda yeni bir mücadeleyi başlattı. Kahramanmaraş Emniyet Müdürlüğü ekipleri, titiz bir çalışma yürüterek Danacı’nın izini Muğla’nın Ortaca ilçesinde buldu. Uzun ve meşakkatli bir takip sonucunda, Danacı dün akşam saatlerinde saklandığı adreste yakalanarak adaletin önüne çıkarılmak üzere Kahramanmaraş’a getirildi. Ardından adliyeye sevk edilen Ertan Danacı, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanarak yeniden cezaevine gönderildi. Bu yakalanma, hem aileler hem de kamuoyu için adaletin elinin uzunluğunun bir göstergesi oldu.
Genişleyen Soruşturma: Kimler Yargılanıyor?
Ezgi Apartmanı davası, sadece Ertan Danacı ile sınırlı değil. Kahramanmaraş 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden bu kritik davada, toplamda 7’si kamu görevlisi olmak üzere 11 sanık yargılanıyor. “Olası kastla kasten öldürme ve yaralama” suçundan Ertan Danacı ile birlikte pastane işletmecileri Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel de aynı ağır suçlamalarla karşı karşıya. Öte yandan, “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan fenni mesul Mehmet Tekin yargılanırken, dönemin Kahramanmaraş Belediyesi görevlileri ile Onikişubat Belediyesi’nden sorumlu isimler de dahil olmak üzere toplam yedi kamu görevlisi, “taksirle birden fazla kişinin ölüm ve yaralanmasına neden olma” suçundan 15 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor. Bu geniş sanık yelpazesi, sorumluluğun tek bir kişiye indirgenemeyecek kadar büyük ve çok boyutlu olduğunu ortaya koyuyor. Dava, 24 Nisan’da görülecek 10’uncu duruşmayla devam edecek.
Toplumsal Bellek ve Adalet Beklentisi
Ezgi Apartmanı davası, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleşmesi ve gelecekte benzer acıların yaşanmaması adına önemli bir dönüm noktası teşkil ediyor. Bu dava, sadece yıkılan bir binanın değil, aynı zamanda güvenli yaşam hakkının, denetim mekanizmalarının ve kamu görevlilerinin sorumluluğunun da yargılandığı bir platform. Toplumsal belleğimizde derin izler bırakan 6 Şubat depremlerinin ardından, vatandaşlar, adalet sisteminden beklentilerini yüksek sesle dile getiriyor. Bu tür davaların şeffaf, hızlı ve hakkaniyetli bir şekilde sonuçlanması, hem mağdur ailelerin acısını dindirecek hem de gelecekte benzer ihmallerin önüne geçilmesi adına caydırıcı bir rol oynayacaktır. Her bir duruşma, sadece sanıkların kaderini değil, aynı zamanda yapı denetiminden sorumlu kurumların ve görevlilerin gelecekteki sorumluluk bilincini de şekillendiren bir etki yaratacaktır.






