İstanbul’un Eyüpsultan ilçesinde 1 Mart 2024 tarihinde meydana gelen ve toplum vicdanında derin yaralar açan trajik trafik kazasına ilişkin yürütülen adli soruşturmada kritik bir viraj dönüldü. Oğuz Murat Aci’nin hayatını kaybettiği, çok sayıda kişinin ise yaralandığı olayın ardından başlatılan geniş çaplı inceleme sonucunda hazırlanan iddianame, adaletin tecelli etmesi beklenen İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’ne sunuldu. Soruşturma kapsamında, kazayı yapan 18 yaşından küçük Timur Cihantimur’un annesi yazar Eylem Tok ve babası Bülent Cihantimur‘un da aralarında bulunduğu şüpheliler için ağır hapis cezaları talep ediliyor.
Firar Süreci ve Suç Delillerinin Karartılması
Hazırlanan kapsamlı iddianamede, kaza gecesi yaşananların sadece bir trafik kazasından ibaret olmadığı, sonrasında organize bir kaçış planının devreye sokulduğu detaylandırıldı. Belgrad Ormanı yolu üzerinde ATV araçlarını tamir etmeye çalışan gruba çarpan Timur Cihantimur’un, olay yerinden annesi Eylem Tok tarafından kaçırıldığı ve alkol testi gibi hayati işlemlerin yapılmasının önüne geçildiği belirtildi. İddianamede en dikkat çeken noktalardan biri, yaralılardan birine ait olan ve suç delili niteliği taşıyan cep telefonunun şüpheliler tarafından ele geçirilip gizlenmesi oldu. Adem Kızıltepe ve Eylem Tok’un birlikte hareket ederek bu telefonu yok etmeye çalıştıkları, bu eylemin ‘suç delillerini yok etme’ suçunu teşkil ettiği vurgulandı.
Hukuki süreçte, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suç delillerini gizleyen veya bir suçlunun adaletten kaçmasına yardım eden kişiler hakkında Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca ciddi yaptırımlar öngörülmektedir. İddianamede, Eylem Tok ve Bülent Cihantimur için ‘suçluyu kayırma’ ve ‘suç delillerini gizleme’ suçlarından 1 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası istenirken, diğer şüpheliler için de benzer oranlarda cezalar talep edildi. Bülent Cihantimur’un ‘kaçıştan haberim yoktu’ yönündeki savunması, savcılık makamı tarafından ‘suçtan kurtulmaya yönelik’ olduğu gerekçesiyle reddedildi.
Toplumsal Etkiler ve Bölgesel Güvenlik Analizi
Olayın yaşandığı Eyüpsultan ve özellikle Kemerburgaz-Belgrad Ormanı hattı, İstanbul’un hem demografik hem de coğrafi açıdan en hareketli noktalarından biri olarak bilinmektedir. Hafta sonları binlerce İstanbullunun ziyaret ettiği bu bölgedeki trafik güvenliği, bu acı olayla birlikte yeniden tartışmaya açıldı. Uzmanlar, bu tür mesire alanlarına çıkan yollarda hız denetimlerinin ve aydınlatma sistemlerinin hayati önem taşıdığını belirtiyor. Oğuz Murat Aci‘nin vefatı, sadece bir aileyi değil, trafik terörüne karşı duyarlı olan tüm toplumu yasa boğdu. Bu tür vakalarda uygulanan otopsi süreçleri ve adli tıp raporları, kazanın oluş şeklini ve kusur oranlarını belirlemede en temel dayanak noktasını oluşturmaktadır.
Sonuç olarak, kırmızı bülten ile aranan ve Amerika Birleşik Devletleri’ne sığınan anne-oğulun iade süreci uluslararası hukuk zemininde takip edilirken, Türkiye’deki yargılama süreci de tüm şeffaflığıyla devam ediyor. Adaletin yerini bulması, hem vefat eden vatandaşımızın hatırasına saygı hem de toplumun hukukun üstünlüğüne olan güveninin tazelenmesi açısından büyük önem arz etmektedir.






