MENÜ
06 Haziran 2026 Cumartesi
DOLAR 46,1116 ▲ %0,02
EURO 53,1487 ▼ %0,94
ALTIN 6.409,16 ▼ %3,23

Enver Aysever İçin 3 Yıla Kadar Hapis İstemi

Türkiye’nin siyasi ve toplumsal fay hatlarının en hassas noktalarından biri olan ‘ifade özgürlüğü’ ve ‘hakaret’ tartışmaları, gazeteci Enver Aysever hakkındaki yargı süreciyle yeni bir boyut kazandı. Sosyal medya platformlarında paylaştığı bir videoda sarf ettiği ‘Sağcılık suçtur’ şeklindeki radikal ifadeleri nedeniyle hukuk kıskacına giren Aysever hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame, sadece bir gazetecinin sözlerini değil, aynı zamanda dijital çağda siyasi eleştirinin sınırlarını da tartışmaya açıyor.

Savunma Hattında ‘Bağlamından Koparma’ ve Hasan İmamoğlu Vurgusu

Hakkında ‘Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme veya aşağılama’ suçlamasıyla 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istenen Aysever’in ifadesi, davanın seyrini değiştirecek önemli detaylar barındırıyor. 30 yıllık mesleki tecrübesine vurgu yapan Aysever, videonun tamamının değil, sadece belirli bir kesitinin bilinçli olarak cımbızlandığını iddia etti. Savunmasında, asıl hedefinin toplumun muhafazakar kesimi olmadığını, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu’nun ‘komünizmle mücadele’ konusundaki açıklamalarına bir antitez sunduğunu belirtti. Aysever, Türkiye sosyolojisinin %70’ini oluşturan bir kitleyi aşağılamasının hem mantığa hem de sosyolojik gerçekliğe aykırı olduğunu savunarak, eleştirisinin odağında ‘ahlak’ kavramının yattığını ileri sürdü.

Hukuki Süreç ve Toplumsal Kutuplaşmanın Medya Üzerindeki Gölgesi

İddianamenin Küçükçekmece 30. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmesiyle birlikte, yargılama süreci resmen başlamış oldu. Uzmanlar, bu tür davaların Türkiye’deki siyasi kutuplaşmayı derinleştirebileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Hukukçulara göre, bir siyasi görüşün topyekün ‘suç’ veya ‘ahlaksızlık’ olarak nitelendirilmesi, ifade özgürlüğü sınırlarını zorlayan bir unsur olarak değerlendiriliyor. Öte yandan, Aysever’in savunmasında dile getirdiği ‘trol linci’ ve ‘videonun kurgulanması’ iddiaları, dijital dezenformasyonun yargı süreçlerini nasıl manipüle edebileceğine dair ciddi soru işaretleri doğuruyor. Gazetecinin, canlı yayın heyecanıyla yanlış anlaşıldığını belirterek özür dilemeye hazır olduğunu ifade etmesi ise davanın gidişatında hafifletici bir sebep olarak görülüp görülmeyeceği merak konusu. Bu dava, sadece Aysever’in akıbetini değil, aynı zamanda Türkiye’de siyasi kimliklere yönelik eleştiri dilinin hukuki çerçevesini de yeniden tanımlayacak gibi görünüyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir