MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9822 ▲ %0,02
EURO 53,5221 ▲ %0,31
ALTIN 6.599,09 ▲ %0,69

Ekrem İmamoğlu Duruşmasında Gerilim Dorukta: Adalet Tartışmaları Büyüyor

Duruşma Salonunda Tırmanan Tansiyon

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı dava, adliye koridorlarında ve duruşma salonunda büyük bir gerilime sahne oldu. Siyasi arenanın önemli figürlerinin de takip ettiği bu kritik dava, kamuoyunun adalet beklentisini bir kez daha mercek altına yatırdı. Hukukun temel ilkeleri çerçevesinde adil bir yargılama olup olmadığına dair ciddi tartışmaları beraberinde getiren duruşma, daha ilk anlarından itibaren tansiyonu yüksek anlara tanıklık etti. Vatandaşların ve siyasetçilerin gözü önünde cereyan eden süreç, yargılama usullerinden hâkimin tutumuna, doğal hâkim ilkesinden savunma hakkına kadar birçok hassas konuyu gündeme taşıdı. Bu dava, sadece bir kişinin yargılandığı bir süreç olmaktan öte, Türkiye’deki adalet sisteminin işleyişi hakkında da önemli ipuçları sunuyor.

Duruşmanın başlangıcından itibaren yaşananlar, salonu dolduran herkesin dikkatini çekti. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel de, provokasyon kokusu aldıklarını belirttiği bu süreçte, duruşmayı yakından takip eden isimler arasındaydı. Özel’in aktardığına göre, 2 bin 430 yıla varan cezalarla karşı karşıya olan Ekrem İmamoğlu’na, söz istemesine rağmen izin verilmemesi ve hâkimin “Sanık Ekrem” şeklindeki hitabı, salonda büyük bir şaşkınlık ve gerilim yarattı. Bir duruşmada sanığın savunma hakkının kısıtlandığı algısı, yargılamanın tarafsızlığına gölge düşürme potansiyeli taşıyor. Ayrıca, mahkeme başkanının “Salonu boşaltın” talimatı da, duruşmayı izlemeye gelen vatandaşların tepkisini çekti. Zira, bu dava, toplumun geniş kesimlerinin yakından takip ettiği, adalete olan inancın sınandığı bir süreç olarak görülüyor. Özel’in de vurguladığı gibi, insanlar bir yıldır bu anı beklerken, salonun aniden boşaltılması kararı, kamuoyu vicdanında soru işaretleri uyandırdı. Ancak sonradan izleyicilerin salona geri alınması, gerginliği bir nebze olsun düşürse de, yaşanan bu anlar duruşmanın seyrine damga vurdu.

Hukuki Güvenceler Mercek Altında: Reddi Hâkim ve Doğal Hâkim İlkesi

Duruşmada avukatların “reddi hâkim” talebinde bulunması, hukuki süreçteki derin endişelerin bir yansımasıydı. Bu talep, bir hâkimin tarafsızlığından şüphe edildiği durumlarda devreye giren hayati bir hukuki mekanizmadır. Avukatların dile getirdiği iddialar, özellikle hâkimin atanma ve tecrübe konularında yoğunlaştı. Çağlayan Adliyesi’nde bulunan 41 ağır ceza mahkemesi arasında, normalde anayasa gereği rastgele bir dağıtım yapılması beklenirken, bu davanın belirli bir mahkemeye düşme şekli tartışmalara neden oldu. “Doğal hâkim ilkesi,” her davanın önceden belirlenmiş, tarafsız ve rastgele atanmış bir hâkim tarafından görülmesini öngörür. Bu ilke, yargı bağımsızlığının ve adil yargılanma hakkının temel taşlarından biridir. Yüzde 2 gibi oldukça düşük bir olasılıkla, 40. mahkemeye düştüğü ve bu duruşmaya yeni üyeler atanarak istedikleri hâkimin yanına üç üye daha konulduğu yönündeki beyanlar, sürecin şeffaflığı ve tarafsızlığı hakkında ciddi kaygılar uyandırdı. Ayrıca, davanın karmaşıklığı göz önüne alındığında, hâkimin tecrübesinin yetersiz olduğu yönündeki eleştiriler de dikkat çekiciydi. Hâkimlik mesleğinde birinci sınıfa ayrılmak için gereken 10 yıllık sürenin, avukatlık tecrübesinin üçte ikisinin sayılmasıyla geçiştirildiği ve diğer iki üyenin ise yeni atanmış genç hâkimler olduğu iddiaları, bu davanın gerektirdiği derin hukuki bilgiyi ve deneyimi sorgulattı. Böylesine büyük yankı uyandıran bir davada, hâkim kadrosunun yeterliliği ve atama şekli, adil yargılanma hakkının güvencesi açısından hayati bir yer tutar.

Vatandaşın Gözünden Adalet: Savunma Hakkı ve Masumiyet Karinesi

Bir toplumda hukukun üstünlüğü ilkesinin tam anlamıyla tesis edilebilmesi için, “savunma hakkı” ve “masumiyet karinesi” gibi vazgeçilmez temel hakların eksiksiz bir şekilde korunması şarttır. Ekrem İmamoğlu gibi milyonlarca vatandaşın oyunu almış, geniş bir kesimin iradesini temsil eden bir ismin yargılanması sürecinde, bu haklara dair en ufak bir zedelenme şüphesi, toplumsal güveni derinden sarsar. Yargılama sırasında, sanığa “suç örgütü” benzetmesi yapılması veya “senli-benli” bir üslup kullanılması, masumiyet karinesine aykırı bir tutum olarak algılanabilir. Zira, bir kişi hakkında hüküm kesinleşene dek masum kabul edilir ve kendisine bu ilkeye uygun davranılması gerekir. Ayrıca, duruşmanın halka açık yapılması, adaletin şeffaflığını ve hesap verebilirliğini sağlar. Salonun boşaltılması kararından dönülmüş olsa da, bu tür uygulamalar, yargının kamuoyu denetiminden kaçtığı izlenimini uyandırabilir. Vatandaşların duruşmayı takip etme ve adaletin tecelli edişine bizzat tanıklık etme isteği, demokratik bir hukuk devletinde vazgeçilmez bir haktır. Bu davanın her aşaması, Türkiye’de hukukun işleyişi ve temel hakların ne denli güvence altında olduğu konusunda geniş bir tartışmayı tetikliyor.

Adliye Koridorlarından Duruşma İzlenimleri

Duruşma günü, adliyede sabahın erken saatlerinden itibaren yoğun bir kalabalık ve hissedilir bir gerginlik vardı. Güvenlik önlemlerinin üst seviyede olduğu girişlerde dahi yoğunluk yaşandı. Salona ilk olarak basın mensupları ve izleyiciler alındı. Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu ve oğlu Selim İmamoğlu da duruşmayı takip edenler arasındaydı. Dilek İmamoğlu, gazetecilere yaptığı kısa açıklamada, “Heyecanlıyız” diyerek duygularını dile getirdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, genel başkan yardımcıları ve milletvekilleri de salonu dolduran isimler arasındaydı. Salon kısa sürede hıncahınç doldu. Tutuklu sanıkların salona girişiyle birlikte izleyici bölümünden alkışlar ve destek sloganları yükseldi; bu durum, duruşmanın siyasi ve toplumsal boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi. Yabancı medya kuruluşlarının temsilcileri de bu kritik davayı yakından takip etmek için salondaki yerlerini almıştı. Duruşma sırasında yaşanan bir başka gergin an ise, İmamoğlu’nun avukatıyla mahkeme başkanı arasındaki usul tartışması sırasında, Ekrem İmamoğlu’nun söz istemesi ve kürsüye yönelmesi oldu. Bu müdahale, zaten yüksek olan tansiyonu daha da artırdı ve mahkeme başkanının duruşmaya ara vererek salonun boşaltılması kararına yol açtı. Daha sonra bu karardan dönülse de, ilk oturumun kısa sürede kesilmesi, yaşanan gerilimin boyutunu gösterdi. Öğleden sonraki oturum öncesinde, İl Başkanı Özgür Çelik’in izleyicileri alkış ve sloganlar konusunda uyarması, adliyenin sükuneti sağlama çabasını yansıttı. Duruşma boyunca Ekrem İmamoğlu’nun zaman zaman müdahil olmaya çalışması ve uyarılması da dikkat çekti. Duruşma sonunda ise İmamoğlu’nun kürsü önüne giderek mahkeme başkanıyla tartışması ve salondan ayrılmayarak eleştirilerini sürdürmesi, davanın son ana kadar ne denli gergin geçtiğinin açık bir göstergesiydi.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir