Hukuk Mücadelesinde Karar Günü
İzmir’in Menderes ilçesinde ev taşıma işlemi sırasında nakliye asansöründen düşen bir koltuğun altında kalarak hayatını kaybeden 9,5 yaşındaki Ebrar Aktaş davasında adalet yerini buldu. Türkiye genelinde nakliye sektöründeki güvenlik standartlarının sorgulanmasına neden olan bu feci olay, mahkemenin verdiği hapis cezalarıyla yeni bir boyut kazandı. Sanıkların ‘bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan yargılandığı davada, ihmaller zincirinin ne kadar derin olduğu gün yüzüne çıktı.
Ebrar’ın Hayatını Çalan İhmaller
Olayın detayları incelendiğinde, basit bir kazadan ziyade bir yönetim zafiyeti ve profesyonellikten uzak bir çalışma anlayışı dikkat çekiyor. Cüneytbey Mahallesi’nde gerçekleşen taşınma sırasında kullanılan asansörlü sistemin hiçbir güvenlik denetimine tabi tutulmadığı mahkeme kayıtlarına geçti. Küçük Ebrar, sadece o an bahçede bulunduğu için hayatından oldu. Sanıkların, böyle bir riskin oluşabileceğini öngörmelerine rağmen gerekli önlemleri almamış olmaları, mahkeme tarafından ‘bilinçli taksir’ olarak nitelendirildi. Bu durum, benzer işleri yürüten tüm nakliye firmaları için aslında bir uyarı niteliği taşıyor.
Kim Ne Kadar Ceza Aldı?
Menderes 4’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında, tutuklu sanıklardan Efecan Güngör 7,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak mahkeme, iyi hal indirimi uygulayarak bu süreyi 6 yıl 3 aya düşürdü. Diğer tutuklu sanık Mustafa Güngör ve firma sahibi Y.G. ise 6’şar yıl hapis cezası aldı, bu cezalar da indirimle 5’er yıla indirildi. Sahada çalışan yabancı uyruklu personelin ise beraatine karar verildi. Verilen bu cezalar, iş sağlığı ve güvenliği kurallarının hiçe sayılmasının hukuk nezdinde ne kadar ağır karşılıkları olabileceğini bir kez daha kanıtladı.
Güvenli Taşımacılıkta Belge Şartı
Gerekçeli kararda yer alan ayrıntılar, sektördeki büyük bir boşluğu da gözler önüne seriyor. Sanıkların mesleki yeterlilik belgelerinin bulunmaması, şirketin risk değerlendirme raporunun olmaması ve en önemlisi asansörlü sistemin periyodik kontrollerinin yapılmamış olması fecaatin asıl nedenleri olarak sıralandı. Her yer değişikliğinde kontrol edilmesi gereken bu ekipmanların, kontrolsüz bir şekilde kullanılması adeta bir saatli bombayı andırıyor. Vatandaşların ev taşırken sadece fiyat odaklı değil, firmanın sahip olduğu yetki belgeleri ve ekipman güvenliği konusunda da sorgulayıcı olmaları gerekiyor. Bu dava, Türkiye’deki iş güvenliği denetimlerinin yerelde ne kadar hayati olduğunu ve tek bir ihmalin ulusal çapta bir yas hikayesine nasıl dönüştüğünü gösteren en acı örneklerden biri olarak kayıtlara geçti. 9,5 yaşındaki bir çocuğun oyun oynarken hayatını kaybetmesi, sadece bir ailenin değil, tüm toplumun vicdanını sızlatan bir ders niteliğindedir.






