Kavurucu Sıcaklar ve Sosyal Adaletsizlik Kıskacı
Termometrelerin henüz Haziran ayında 37 dereceyi bulduğu Diyarbakır’da, yoksulluk ve çaresizliğin gölgesinde tehlikeli bir hayatta kalma mücadelesi başladı. Sur ilçesindeki tarihi Anzele Parkı, her yıl olduğu gibi bu yıl da çocukların canlarını hiçe sayarak sığındığı bir kaçış noktası haline geldi. Yasak tabelalarının gölgesinde, mikroplu ve keskin taşlarla dolu süs havuzlarına atlayan bu çocuklar aslında sadece serinlemeye çalışmıyor; kentin derinleşen sosyal ve ekonomik eşitsizliğini yüzümüze çarpıyor.
“Evde Klimamız Yok, Pişiyoruz” Çığlığı
Yenişehir’den her hafta Anzele’ye gelen Harun Kaymak’ın “Evde sıcaktan pişiyoruz, klima çalışmıyor” feryadı, bölgedeki enerji yoksulluğunun en net resmi. Elektrik faturalarının el yaktığı, klimanın lüks tüketim sayıldığı hanelerde yaşayan dar gelirli ailelerin çocukları için sokaktaki kirli su birikintileri tek alternatif haline geliyor. Bu durum sadece mevsimsel bir alışkanlık değil, aynı zamanda çocuk hakları ve kentsel planlama açısından devasa bir krizin göstergesidir.
Belediyeye Yapılan İnanılmaz Çağrı: “Taşları Temizleyin, Ayaklarımız Kesilmesin”
Havuzda yüzen çocuklardan Emir Çakmak’ın yerel yönetime yaptığı çağrı ise trajikomik bir gerçeği gözler önüne seriyor. Çocuklar, girilmesi yasak olan bu tehlikeli alanın kapatılmasını veya kendilerine alternatif sunulmasını değil; “havuzun tabanındaki keskin taşların temizlenmesini” istiyor. Tehlikenin farkında olan ama çaresizlikten buraya sığınan bu genç dimağlar, ayaklarının parçalanması pahasına kirli sularda kulaç atıyor. Yetkililerin sadece “yasak” tabelası asarak sorumluluktan kaçması, olası bir facianın zeminini hazırlamaktan başka bir işe yaramıyor.
Çözüm Üretemeyen Kentler, Tehlikeye Atılan Hayatlar
Diyarbakır gibi yaz aylarında fırına dönen bir metropolde, çocukların ücretsiz ve güvenli şekilde faydalanabileceği aqua parkların, sosyal tesislerin ve yüzme havuzlarının eksikliği her yıl aynı manzaraları doğuruyor. Süs havuzları elektrik kaçakları, bulaşıcı hastalıklar ve boğulma vakalarıyla doğrudan birer ölüm tuzağıdır. Çocukları bu tuzaklara mahkum etmek, yerel yönetimlerin en büyük sınavıdır. Sorunu görmezden gelmek, yarın yaşanabilecek acı bir kaybın ortağı olmak demektir.
Kaynak: Hürriyet






