Uluslararası Düzen Sınırları Zorluyor
İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi 2026’nın açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel sistemin temelindeki meşruiyet krizine dikkat çekti. Aslında bu, sadece uluslararası politikacıların konuştuğu soyut bir sorun değil. Bu kriz, hepimizin siber güvenlik ve bilgi alanındaki günlük hayatını derinden etkiliyor.
Erdoğan, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan uluslararası kurumların ve kuralların işlevini yitirdiğini, dünyanın zorlu bir dönemden geçtiğini vurguladı. Bu zorlukların başında da güç rekabetinin teknoloji ve ticaret gibi alanlara yayılması geliyor. Bir siber güvenlik muhabiri olarak altını çizmeliyim ki, bu rekabet sahası, sadece devletler arasında değil; manipülatif aktörlerin de sahte anlatılar üreterek kamuoyunu hedef aldığı bir alana dönüştü.
Gerçeklik Algımızı Tehdit Eden ‘Sahte Anlatılar’
Zirvede en kritik uyarı, ‘hakikatleri tahrif etmek üzere kurgulanan yeni ve sahte anlatıların’ önüne geçme gerekliliğiydi. Bu tam da dijital çağın en büyük tehlikesi. Artık kimin neye inandığını, hangi bilginin doğru hangisinin yanlış olduğunu ayırt etmek zorlaşıyor. Yapay zeka destekli deepfake videolar, otomatik bot ordularıyla yayılan dezenformasyon kampanyaları ve sosyal medyadaki manipülasyonlar, ulusal güvenlikten bireysel siber güvenliğe kadar her şeyi tehdit ediyor.
Erdoğan’ın Gazze’deki trajediyi ve savaşları örnek göstermesi, bu anlatı savaşlarının ne kadar acı sonuçlar doğurabildiğini gösteriyor. Çatışma bölgelerinde yayılan sahte haberler, hem insani yardımları aksatıyor hem de halkların krizlere karşı doğru tepki vermesini engelliyor. Türkiye’nin barış odaklı ve adalet merkezli duruşunu sürdürme kararlılığı, bu karmaşık bilgi ortamında bir nevi pusula görevi bir rol üstleniyor.
Vatandaşın Dijital Kalkanı Neden Önemli?
Devlet ve sivil toplum kuruluşları, iletişim mekanizmalarını güçlendirerek bu tehlikelere karşı durmaya çalışıyor. Ancak bu mücadelenin başarılı olması, vatandaşın da dijital okuryazarlığını artırmasına bağlı. Çünkü sahte anlatılar, sıradan vatandaşları hedef alarak, finansal dolandırıcılık ve kimlik avı (phishing) gibi siber suçları meşrulaştırmanın zeminini hazırlıyor.
Sizler, günlük akışınızda gördüğünüz her habere, her paylaşıma eleştirel bir gözle bakmak zorundasınız. Teknoloji, sınırları belirsizleştirdikçe, güvenilir kaynakları teyit etmek her zamankinden daha önemli hale geliyor. Türkiye’nin ve diğer aktörlerin zirvede vurguladığı gibi, bu zorlu dönemde huzur ve güvenin yeniden inşa edilmesi için, öncelikle bilgi kirliliğine karşı kolektif bir direnç oluşturmalıyız. Bu, sadece bir hükümetin değil, her bireyin görevinin sorumluluğudur.






