MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9822 ▲ %0,02
EURO 53,5221 ▲ %0,31
ALTIN 6.599,09 ▲ %0,69

Denizde tarihi karar: Selimiye Camii su altına iniyor

Ege ve Marmara Kıyılarında Dev Adım

Denizi sadece seyretmekle yetinen bürokrasi, bu kez ezber bozuyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, hem Ege hem de Marmara kıyılarında deniz ekolojisini kökten değiştirecek sarsıcı bir projeye imza atıyor. İzmir ve Edirne kıyılarında başlayacak olan yapay resif harekatı, sadece balıkları korumakla kalmayacak; aynı zamanda turizmde milyarlarca liralık yeni bir kapı aralayacak. Resmi açıklamaların arkasındaki asıl plan, deniz turizmini 12 aya yaymak ve kaçak avcıların belini bükmek.

Ege’nin Dip Akıntısında Ahtapot Koruma Kalkanı

İzmir’in Karaburun, Foça ve Urla ilçeleri, Ege’nin en kritik deniz habitatlarına ev sahipliği yapıyor. Ancak son yıllarda artan kirlilik ve bilinçsiz avcılık, bölgedeki ahtapot ve kalamar popülasyonunu ciddi şekilde tehdit ediyordu. Bakanlık, bu gidişata dur demek için özel tasarlanmış 250 dev resif bloğunu denize indirmeye hazırlanıyor. Haziran ayında suyla buluşacak bu beton bloklar, dipte yaklaşık bin yeni yaşam alanı oluşturacak. Bu hamle, bölgedeki küçük ölçekli geleneksel balıkçılık yapan esnaf için can suyu demek. Kaçak trollerin ağlarını parçalayacak olan bu yapay resifler, doğanın kendi kendini onarmasını sağlayacak.

Tarih Suya Gömülüyor: Edirne’de Sıra Dışı Proje

Projenin en çok gürültü koparacak kısmı ise Edirne ayağında yaşanacak. Osmanlı Devleti’ne başkentlik yapmış tarihi kentin en görkemli anıtları, bu kez Saros Körfezi’nin derinliklerinde yükselecek. Mimar Sinan’ın ünlü eseri Selimiye Camii, Edirne Sarayı, Adalet Kasrı Kulesi, Meriç Köprüsü ve Makedonya Saat Kulesi’nin birebir maketleri suyun altına yerleştirilecek. Ekim ayında tamamlanması planlanan bu devasa sualtı müzesi, dünya genelindeki milyonlarca profesyonel dalgıcın rotasını Türkiye’ye çevirmeyi hedefliyor.

Turizm ve Yerel Esnaf İçin Yeni Gelir Kapısı

Peki, bu yatırımlar sıradan vatandaşın hayatına nasıl yansıyacak? Deniz turizmi denilince akla sadece güneş ve kum gelen Türkiye’de, sualtı turizmi çok daha yüksek gelir bırakan bir alan olarak öne çıkıyor. Bölgedeki oteller, restoranlar, dalış okulları ve tekne sahipleri için bu projeler yeni bir kazanç kapısı anlamına geliyor. Bürokrasi dilinde biyolojik çeşitliliği destekleme olarak geçen bu adım, aslında yerel ekonomiyi canlandırmanın en akıllıca yollarından biri. Hem İzmir’de deniz canlılarının güvenliği sağlanacak hem de Edirne sualtı tarih parkı ile dünya basınının gözü Saros’a çevrilecek.

Kaynak: Hürriyet

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir