MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9795 ▲ %0,02
EURO 53,5436 ▲ %0,30
ALTIN 6.626,49 ▲ %1,10

Çocuk Adaletinde Yeni Dönem: Etiket Değil İyileşme Odaklı Yaklaşım

Bir çocuğun hayatına dokunan kelimeler, bazen onun geleceğini inşa eden birer tuğla, bazen de üzerine yıkılan ağır birer duvar olabilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında devam eden komisyon çalışmalarında, çocukların adalet sistemi içindeki konumu ve onlara atfedilen sıfatlar derinlemesine tartışıldı. Hazar Eğitim, Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Ayla Kerimoğlu, mevcut sistemde kullanılan “suça sürüklenen çocuk” ifadesinin, küçük yaşta hata yapmış bireyler üzerinde kalıcı ve yıkıcı bir kimlik inşasına neden olduğunu vurgulayarak vicdanları harekete geçiren bir çağrıda bulundu.

Kelimelerin Gücü ve Çocuk Ruhundaki Kimlik İnşası

Kerimoğlu’nun sunumuna göre, bir çocuğu henüz yolun başındayken “suçlu” ya da “suça sürüklenmiş” olarak tanımlamak, rehabilitasyon sürecini en başından baltalıyor. Çocuk, toplumsal bir refleksle kendisine biçilen bu rolü zamanla içselleştiriyor ve üzerine giydirilen bu suç kimliğini hayatının bir parçası haline getiriyor. Uluslararası standartlarda artık daha kapsayıcı ve ötekileştirmeyen bir dil olan “hukukla çatışma halinde olan çocuk” tanımı ön plana çıkıyor. Bu değişim, sadece bir kelime oyunu değil; çocuğun toplumla yeniden barışabilmesi için atılan hayati bir adım olarak nitelendiriliyor.

Komisyon Başkanı Müşerref Tuba Durgut ise konuyu çok daha sarsıcı bir noktadan ele alarak, son dönemde yaşanan vahim şiddet olaylarına dikkat çekti. Atlas bebeğin katledilmesi gibi toplumun hafızasından silinmeyen acı örnekler üzerinden konuşan Durgut, modern çağın getirdiği dijital kirlilik ve küresel yozlaşmanın çocuk suçlu profilini değiştirdiğini belirtti. Artık karşımızda sadece “çocukça hatalar” yapan bireyler değil, bazen çok ağır ve vahşi eylemlere imza atan, ancak sistem içinde hala çocuk olarak değerlendirilen bir kitle bulunuyor. Bu noktada caydırıcı tedbirlerin ve bilimsel yaklaşımların eş zamanlı yürütülmesi gerektiği vurgulanıyor.

İnfaz Sistemindeki Çelişkiler ve Rehabilitasyon Süreci

Türkiye’deki mevcut hukuki işleyişe göre, bir çocuk suça karıştığında Çocuk Koruma Kanunu kapsamında değerlendirilir. Süreç, çocuğun gözaltına alınmasından itibaren psikososyal destek uzmanlarının eşliğinde yürütülür. Ancak AK Parti Elazığ Milletvekili Erol Keleş, infaz sistemindeki ilginç bir paradoksa parmak bastı. Mevcut uygulamada, suçu kesinleşene kadar kapalı cezaevinde tutulan çocuklar, hüküm giydikten sonra açık cezaevlerine veya eğitimevlerine gönderiliyor. Bu durumun yarattığı güvenlik ve eğitim boşlukları, çocukların ıslah edilmek yerine suç dünyasına daha fazla adapte olmalarına neden olabiliyor.

Uzmanlar, bu çocukların özellikle üçüncü basamak psikiyatrik değerlendirmelerden geçirilmesinin önemini hatırlatıyor. Türkiye genelinde çocuk mahkemeleri ve çocuk izlem merkezleri (ÇİM), bu süreçlerin en sağlıklı şekilde yürümesi için kurgulanmış olsa da, dijital çağın getirdiği yeni suç türlerine karşı bu yapıların güncellenmesi bekleniyor. Sibel Suiçmez’in de belirttiği üzere, dünyadaki vahşet eğilimi artarken Türkiye’nin de bu küresel rüzgardan korunması için toplumsal bir seferberlik gerekiyor. Unutulmamalıdır ki, adalet sadece cezalandırmak değil, geleceği kurtarmak için de vardır.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir