Siyasetin Duayen İsmi Son Yolculuğuna Uğurlandı
Türk siyasetinin en fırtınalı dönemlerinde dümende olan, TBMM 17’nci Başkanı ve hukukçu kimliğiyle tanınan Hüsamettin Cindoruk, Teşvikiye Camisi’nden son yolculuğuna uğurlandı. 25 Aralık 2025’ten bu yana hastanede tedavi gören Cindoruk’un vefatı, sadece bir devrin kapanması değil, aynı zamanda Türk sağının ve parlamenter geleneğin en önemli hafıza kartlarından birinin silinmesi anlamına geliyor. Ancak cenaze törenine damga vuran olay, devlet protokolünden ziyade ana muhalefet partisinin kendi içindeki derin fay hatlarıydı.
Törende Buz Kesen Dakikalar: Kılıçdaroğlu ve Özel Karşılaşması
İşte bu yüzden kaybediyoruz dedirten o meşhur Türk siyaseti klasiği, bir kez daha bir cenaze töreninde sahnelendi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, selefi Kemal Kılıçdaroğlu’na verdiği selamın havada kalması, kameralara yansıyan o anın ötesinde bir veri sunuyor. Kılıçdaroğlu’nun, önünden geçerken Özgür Özel’e bakmaması ve tokalaşmadan yoluna devam etmesi, partideki genel başkanlık değişiminin duygusal olarak henüz tamamlanmadığını ispatlar nitelikte. Bu tablo, sadece iki isim arasındaki bir kırgınlık değil, tabandaki ve kurultay delegeleri üzerindeki bölünmüşlüğün de matematiksel bir yansımasıdır.
Gürsel Tekin ve Kayyum Tartışmaları Gölgesinde Tören
Siyasi analizlerimizde sıkça karşımıza çıkan ‘kurumsal aidiyet’ sorunu, bu kez mahkeme kararıyla CHP İstanbul İl Başkanlığı’na atanan Gürsel Tekin üzerinden kendini gösterdi. Tekin’in de Özgür Özel ile tokalaşmaması, partideki hiyerarşik karmaşanın hangi boyutlara ulaştığını gösteriyor. Tekin, daha sonra yaptığı açıklamada ‘uzaylı mıyım neden selam vermeyeyim’ diyerek durumu yumuşatmaya çalışsa da, sahadaki veri bunun tam tersini fısıldıyor: Koordinasyonsuzluk ve iletişim kopukluğu. Özgür Özel’in bu durumu ‘kalabalık ve dalgınlık’ olarak nitelendirmesi ise bir kriz yönetimi hamlesinden başka bir şey değil.
Hüsamettin Cindoruk’un Siyasi Mirası ve Boşluğu
Hüsamettin Cindoruk, Türkiye’de merkez sağın ‘akil adamı’ olarak biliniyordu. Demokrasi tarihimizin en kritik virajlarında, özellikle 12 Eylül sonrası yasakların kalkması sürecinde üstlendiği rol, onu sadece bir partinin lideri değil, devletin bir sigortası haline getirmişti. Zincirlikuyu’daki ebedi istirahatgahına defnedilen Cindoruk’un ardından kalan boşluk, bugün cenazesinde birbirine selam vermeyenlerin oluşturduğu o dağınık manzarayla daha da belirginleşiyor. Veriler ve saha gözlemleri gösteriyor ki; uzlaşı kültürünün temsilcisi olan Cindoruk gibi figürlerin sahneden çekilmesi, geride kalanların mikro krizler içinde boğulmasına neden oluyor.






