MENÜ
21 Haziran 2026 Pazar
DOLAR 46,4792 ▼ %0,02
EURO 53,3552 ▲ %0,15
ALTIN 6.205,50 ▼ %1,30

Çiçekle gelip ölümle tehdit etti: İstanbul’da taciz

Medeniyet Maskesi Çabuk Düştü

İstanbul’un parıltılı hayatları arasında, mahkeme salonlarında ‘anlaşmalı’ diye imzalanan o protokoller ne yazık ki kağıt üzerinde kalmaya mahkum ediliyor. Emir Murat Özdilek ve Melis Dönmez davasında yaşananlar, bu şehrin sokaklarında her gün binlerce kadının yaşadığı o bitmek bilmeyen ‘eski eş’ terörünün son perdesi oldu. Geçtiğimiz yıl büyük umutlarla ve sözde bir uzlaşıyla biten evlilik, bugün adliye koridorlarında yankılanan bir şiddet sarmalına dönüştü. Çocukların velayeti ortak olsa da, tarafların arasındaki o zehirli bağ bir türlü kopartılamadı.

Bir Gün Çiçek Ertesi Gün Ölüm Tehdidi

İddialara göre olaylar, Emir Murat Özdilek’in ‘çocuklarımı göreceğim’ bahanesiyle Melis Dönmez’in kapısına dayanmasıyla başladı. Kent hayatının getirdiği stresin üzerine bir de bu tip kişisel travmalar eklenince, mağdur için hayat yaşanmaz bir hal alıyor. Özdilek’in tavırları tam bir psikolojik savaş yöntemi: Bir gün elinde bir buket çiçekle ‘centilmen’ rolüne bürünen adam, ertesi gün ağza alınmayacak hakaretler ve ölüm tehditleriyle kapıya dayanıyor. Bu dengesiz tutum, aslında şehrin kalabalığında kaybolan ama bireyi nefessiz bırakan o sistematik tacizin en somut örneği.

Sokaktaki Güvenlik Evin Kapısına Dayandı

Melis Dönmez’in yaşadığı dehşet, artık sadece bir aile meselesi değil, bir güvenlik krizidir. Savcılığa yansıyan dilekçelerdeki ifadeler tüyler ürpertici. Israrlı takip, taciz ve bitmek bilmeyen o aşağılayıcı dil… Şehirdeki trafikten, gürültüden ve kalabalıktan kaçıp evine sığınmak isteyen bir kadının, en güvenli kalesi olan evinin kapısında bu terörle karşılaşması kabul edilemez. Şehir eşkıyalığı sadece sokakta değil, artık mahrem alanların tam merkezinde, eski eş maskesiyle dolaşıyor.

Adalet Mekanizması Devrede: Uzaklaştırma Kararı

Dönmez’in cesurca attığı adım ve savcılık şikayeti sonrası yargı sessiz kalmadı. Aile Mahkemesi, durumu ciddiyetle ele alarak Özdilek hakkında uzaklaştırma kararı verdi. Ancak hepimiz biliyoruz ki, bir kağıt parçası tek başına ne kadar koruyucu olabilir? Bu kararın ardından gözler, bu tip vakalarda denetimin nasıl sağlanacağına çevrildi. Kent editörü olarak soruyorum: Kaç kadın daha ‘anlaşmalı’ dediği bir ayrılığın ardından bu tür bir kabusa uyanmak zorunda kalacak? Mahkeme salonlarındaki o sahte nezaket, kapı eşiğinde neden vahşete dönüşüyor? Bu dosya sadece bir boşanma sonrası davası değil, toplumsal bir çürümenin vesikasıdır.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir