Siyasetin Gazeteciye Öfkesi Sokakta Şiddete Dönüştü
Siyasetin zirvesindeki gerilim sokağa taştığında, faturanın yine sahada sadece işini yapmaya çalışan basın emekçilerine kesilmesi Türkiye’nin değişmeyen, acı bir gerçeğidir. CHP Genel Merkezi önünde yaşanan polis müdahalesinin ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne doğru yürüyüşe geçen CHP Grup Başkanı Özgür Özel ve beraberindeki heyet, Ankara sokaklarında sadece bir muhabirin sorusuyla değil, aynı zamanda siyasi hoşgörünün sınırlarıyla da yüzleşti.
Yürüyüş esnasında kendisine mikrofon uzatan CNN TÜRK Muhabiri Murat Bekmezci’nin sorusuna tepki gösteren Özgür Özel, doğrudan yayıncılık politikasını hedef alarak, ‘KJ’de adımın altına ne yazıyorsun CNN TÜRK?’ ifadesini kullandı. Siyasi liderlerin medya organlarına yönelik eleştirileri demokratik bir hak olarak görülebilse de, bu eleştirinin hemen ardından sokakta yaşananlar, medyanın içinde bulunduğu güvenlik krizini bir kez daha gözler önüne serdi.
Sözlü Tepki Fiziksel Müdahaleye Evrildi
Özgür Özel’in sözlü çıkışının ardından, liderin etrafındaki koruma kalkanı anında harekete geçti. Muhabir Murat Bekmezci’nin elindeki mikrofonun zorla alınmasıyla başlayan müdahale, kısa sürede fiziksel saldırıya dönüştü. Olayın en vahim boyutu ise CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın da bu arbedeye dahil olması oldu. Bekmezci, korumaların kendisini geriye doğru çektiği esnada sol kulağına tokat atıldığını ve darbedildiğini belirtti.
Sadece görevini ifa etmeye çalışan bir gazetecinin, halkın haber alma özgürlüğü adına sorduğu sorular karşısında maruz kaldığı bu muamele kabul edilemez. Saldırı esnasında ‘Sadece soru soruyorum’ diyerek kendini savunmaya çalışan gazeteci, partililerin de hedefi haline geldi. Kalabalığın öfkesini dindiren ve muhabiri daha büyük bir linç girişiminden kurtaran isim ise yine CHP içerisinden, İstanbul Milletvekili Mustafa Sarıgül oldu.
Sorumluluk Sahibi Siyasetçilerin Sınavı
Türkiye’de basın özgürlüğü ve gazetecilerin çalışma koşulları her geçen gün daha da zorlaşıyor. Medya kuruluşlarının yayın politikaları ne olursa olsun, sahada canla başla çalışan muhabirlerin, kameramanların ve foto muhabirlerinin hedef tahtasına konulması toplumsal barışa büyük zarar vermektedir. Siyasetçilerin, kurumsal öfkelerini sahada ter döken emekçilerden çıkarması, demokratik teamüllerle asla bağdaşmamaktadır.
Ankara’nın göbeğinde yaşanan bu hadise, siyasilerin çevrelerindeki koruma ordularının ve fanatik taraftarların nasıl birer şiddet aparatına dönüşebileceğini bir kez daha kanıtladı. Basın mensuplarının can güvenliğinin siyasi kutuplaşmanın insafına bırakıldığı bu atmosferde, tüm siyasi partilerin kendi kadrolarını ve güvenlik ekiplerini acilen gözden geçirmesi gerekmektedir.
Kaynak: Hürriyet






