Cerrahpaşa’nın kadim topraklarında, tıp tarihimizin köklü çınarı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde yeni bir dönüm noktasına işaret eden törenler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü mesajlarına sahne oldu. Yalnızca bir hastane etabının temeli ve yeni eğitim binalarının açılışı değil, aynı zamanda şehrin ve ülkenin kültürel mirasına dair derin bir sorgulama da bu kürsüden yankılandı. Erdoğan, modern tıbbın Anadolu’daki kalbi Cerrahpaşa’da, geçmişin gölgesinde siyasi bir muhasebe çağrısı yaptı.
Cerrahpaşa: Tıbbın Dünü ve Bugünü
Cerrahpaşa, ismini aldığı Cerrah Mehmed Paşa’dan bu yana, yüzlerce yıldır şifa dağıtan bir ocak olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinden Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan süreçte, Darülfünun’un tıp fakültesi olarak kök salmış, sayısız hekim yetiştirmiş, bilimsel çalışmalara öncülük etmiştir. Adeta bir zaman kapsülü gibi, hem kadim bilgileri hem de modern bilimi harmanlayan bu müessese, Türkiye tıp tarihinin canlı bir şahididir. Günümüzde de aynı misyonu sürdüren Cerrahpaşa’nın yenilenme ve gelişme çabaları, sadece bugünü değil, yarınları da aydınlatma potansiyeli taşır. Ancak, böylesine değerli bir mirasın siyasi çekişmelerin gölgesinde kalması, tıbbın ve bilimin tarafsız limanını da derinden etkilemektedir.
Atatürk Mirası ve Unutulan Değerler
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında dikkat çektiği en hassas noktalardan biri, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün adını anmaktan çekinmeyenlerin, onun emanetlerine yeterince sahip çıkmadığı iddiasıydı. Özellikle İstanbul Tıp Tarihi Müzesi gibi, Cumhuriyet’in kurucu liderinin de büyük önem atfettiği kültürel ve bilimsel değerlerin göz ardı edildiği vurgusu, bir dönemin ruhunu ve gelecek vizyonunu yeniden hatırlatır nitelikteydi. Atatürk, sadece askeri ve siyasi bir lider değil, aynı zamanda bilime ve eğitime adanmış bir önderdi. Onun mirası sadece anıt mezarlar veya nutuklarla değil, aynı zamanda kurduğu ve yaşattığı kurumlarla, bilime ve kültüre verdiği değerle anlam kazanır. Bu kurumların, siyasi saiklerle ihmal edilmesi, bir dönemin ideallerine sırt çevirmekle eşdeğer görülebilir.
İstanbul’un Proje Çıkmazı ve Vatandaşa Etkisi
2019 sonrası İstanbul’da yaşanan yönetim değişiminin, devasa projelerin akıbetini nasıl etkilediği, uzun zamandır şehrin gündeminde. Erdoğan’ın “temel atmama, iş yapmama, bahane üretme siyaseti” olarak tanımladığı durum, özellikle Cerrahpaşa gibi hayati öneme sahip sağlık ve eğitim yatırımlarını doğrudan hedef alıyor. Bir şehrin altyapısı, sağlık hizmetleri ve eğitim kurumları, yalnızca belediye başkanlarının değil, tüm şehrin ve ülkenin ortak sorumluluğundadır. Bu tür temel hizmetlerin ideolojik ayrışmaların kurbanı olması, ne yazık ki en çok sıradan vatandaşı mağdur eder. Hastanelerin modernizasyonunun gecikmesi, deprem riskine karşı güçlendirilmemiş binalarda sağlık hizmeti sunulması veya yeni yurt binalarının açılışının ertelenmesi, on binlerce öğrenci ve hasta için somut birer soruna dönüşür.
Devletin sürekliliği ve milletin menfaati esasına dayalı bir yönetim anlayışı, kadim medeniyetimizin de temel düsturlarından biridir. Siyasi değişimler elbette demokratik hayatın bir parçasıdır; ancak bu değişimlerin, kamu hizmetlerinin aksamasına, tarihsel mirasın göz ardı edilmesine veya geleceğe yönelik yatırımların duraklamasına yol açmaması büyük önem arz eder. Cerrahpaşa’da atılan temel ve yapılan açılışlar, sadece fiziki binaların ötesinde, bu ülkenin bilime, sağlığa ve tarihine olan bağlılığının da bir nişanesi olarak yükselmelidir.






