Tarihin Kanayan Yarası: 1864 Çerkes Sürgünü
Anadolu’nun her köşesinde yankılanan bir hüzün vardır bugün. Takvimler 21 Mayıs’ı gösterdiğinde, Kafkasya’nın yiğit evlatlarının topraklarından sökülüp atıldığı o karanlık gün bir kez daha hatırlanır. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Çerkes Sürgünü’nün 162. yıl dönümü vesilesiyle kaleme aldığı mesajında, bu büyük acının hala ilk günkü gibi taze olduğunu dile getirdi. Kurtulmuş, insanlık dışı yöntemlerle anavatanlarından koparılan yüz binlerce insanın yaşadığı trajediyi, “yüreğimizde hissediyoruz” diyerek tarif etti.
Numan Kurtulmuş: Acıyı Halen Yüreğimizde Hissediyoruz
Sosyal medya hesapları üzerinden bir açıklama yayınlayan Kurtulmuş, tarihin tozlu sayfalarında kalmayan, tam aksine toplumsal hafızada dipdiri yaşayan bu büyük sürgüne dikkat çekti. Paylaşımında, “Çerkes kardeşlerimizin anavatanları olan Kafkasya’dan insanlık dışı yöntemlerle sürgün edilmelerinin 162. yıl dönümünde yaşanan büyük insani trajedinin acısını halen yüreğimizde hissediyor ve hayatını kaybedenleri rahmetle yad ediyorum.” ifadelerini kullanan Kurtulmuş, yaşananların sadece bir göç hareketi değil, büyük bir insanlık dramı olduğunun altını çizdi.
Kafkasya’dan Anadolu’ya Uzanan Hüzünlü Yolculuk
1864 yılı, Kafkas halkları için geri dönüşü olmayan bir yolun başlangıcıydı. Rus-Kafkas savaşlarının ardından yaşanan bu zorunlu göç, yüz binlerce insanın Karadeniz’in hırçın sularında can vermesine neden oldu. Sağ kalanlar ise Osmanlı topraklarına, Anadolu’nun dört bir yanına sığındı. Bugün Nevşehir’den Kayseri’ye, Sakarya’dan Kahramanmaraş’a kadar pek çok ilimizde bu kadim kültürün izleri ve sürgünün hüzünlü hikayeleri hala dilden dile aktarılıyor. Nevşehir gibi kültürel dokusu zengin bölgelerde yaşayan Çerkes vatandaşlarımız, bu kara günü her yıl dualarla ve hüzünle anmaya devam ediyor.
Toplumsal Hafıza ve Geçmişin İzleri
Sürgünün üzerinden 162 yıl geçmesine rağmen, Kafkas halklarının kimliğini ve kültürünü koruma mücadelesi kararlılıkla sürüyor. Bu tür resmi anma mesajları, sadece geçmişe bir selam göndermek değil, aynı zamanda toplumun farklı kesimlerini birbirine bağlayan kader birliğini de pekiştiriyor. Anadolu halkı, yüzyıllar önce bağrına bastığı kardeşlerinin acısını kendi acısı bilmiş, ekmeğini ve suyunu paylaşarak bu büyük trajedinin yaralarını sarmaya çalışmıştır. Kurtulmuş’un bu anlamlı mesajı, devletin bu büyük acıya olan hassasiyetini ve tarihsel bilinci diri tutma gayretini bir kez daha gözler önüne seriyor.






