Sokak Ortasında Gençlik Dramı
İstanbul’un çehresi her geçen gün değişirken, sokak aralarındaki güvenlik açıkları ve kontrolsüzleşen gençlik profili acı bilançolarla karşımıza çıkıyor. Büyükçekmece Muratçeşme Mahallesi’nde bulunan Şehit Sadık Bezer Parkı, geçtiğimiz günlerde oyun seslerinin değil, feryatların yükseldiği bir cinayet mahalline dönüştü. İki grup arasında çıkan ve neden başladığı henüz tam olarak aydınlatılamayan sözlü tartışma, saniyeler içinde kanlı bir bıçaklı kavgaya evrildi. 15 yaşındaki Abdülbaki Demirel, akranı olan kişiler tarafından sokak ortasında hayattan koparıldı.
Adalet Yerini Buldu mu?
Olayın hemen ardından harekete geçen emniyet güçleri, güvenlik kameralarını saniye saniye inceleyerek faillerin peşine düştü. Kavgaya karıştığı tespit edilen 16 yaşındaki E.B. ve 17 yaşındaki M.A.D., olayda kullanılan suç aletiyle birlikte kıskıvrak yakalandı. Adliyeye sevk edilen zanlılar, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ancak iki gencin demir parmaklıklar arkasına girmesi, toprağa verilen 15 yaşındaki Abdülbaki’yi geri getirmeye yetmiyor. Ağır yaralanan diğer genç Savaş I.’nın ise hastanedeki yaşam mücadelesi sürüyor.
Şehrin Parkları Güvenli mi?
Kent editörü olarak soruyorum: Şehrin göbeğindeki parklar ne zamandır çetelerin, bıçaklı kavgaların ve kontrolsüz öfkenin merkezi haline geldi? Aydınlatma yetersizliği, denetim eksikliği ve mahalle aralarındaki başıboşluk, gencecik fidanların kırılmasına zemin hazırlıyor. Akran zorbalığı denilip geçilen bu durum, aslında toplumun ve kentsel yaşamın en büyük yaralarından biri haline gelmiş durumda. TBMM bünyesinde kurulan alt komisyonun hazırladığı raporlar ve çözüm önerileri raflarda beklerken, sokaklarda kan akmaya devam ediyor.
Aileler İçin Tehlike Çanları Çalıyor
Uzmanlar, akran zorbalığının sadece fiziksel bir saldırı olmadığını, psikolojik ve sosyal bir yıkım süreci olduğunu vurguluyor. Çocuğunuzun kıyafetlerindeki yırtıklar, açıklanamayan morluklar veya okula gitmek istememesi sadece birer bahane olmayabilir. Diğer taraftan, çocuğunuzun başkalarına karşı sergilediği hırçın tavırlar, “sadece şaka yapıyoruz” savunmaları aslında bir zorba profilinin ön habercisi niteliğinde. Kentleşmenin getirdiği yalnızlaşma ve dijital dünyanın tetiklediği öfke nöbetleri, ailelerin çocukları üzerindeki denetimini her zamankinden daha kritik kılıyor.
Uzman Desteği ve Erken Müdahale Şart
Akran Arabuluculuk Derneği (AKRANDER) Başkanı Avukat Nejdet Göğüsdere’nin de belirttiği gibi, aileler çocuklarıyla güvenli bir iletişim köprüsü kurmak zorunda. Okul yönetimiyle sürekli temas, rehberlik servislerinden profesyonel destek ve gerekirse bir çocuk psikiyatristine başvurmak artık lüks değil, bir zorunluluk. Sokakların güvenliğini sadece polis devriyeleriyle değil, aile içindeki sevgi ve disiplin dengesiyle de sağlayabiliriz. Büyükçekmece’deki bu trajedi, hepimiz için çok geç olmadan verilmiş son uyarılardan biridir.






