Bursa’nın tarih kokan dar sokaklarında, fırın dumanına karışan 93 yıllık bir gelenek, sadece bir lezzet durağı değil, aynı zamanda bir kentin sosyokültürel hafızasını temsil ediyor. Her şey 1933 yılında, genç Cumhuriyet’in ekonomik ve toplumsal dönüşüm sancıları çektiği bir dönemde başladı. O yıllarda Bursa’da bir fırında çalışan Rum asıllı bir usta kalfası, bugün bile yaşatılacak bir geleneğin temelini atacağından habersizdi. Ramazan ayında işlerin durgunlaşmasıyla işten çıkarılma korkusu yaşayan bu yaratıcı zihin, çocukların dünyasına dokunarak hem fırının çarklarını döndürmeyi hem de küçük kalpleri fethetmeyi başardı.
93 Yıllık Bir Dayanışma ve Yaratıcılık Öyküsü
1930’lu yılların yoksulluğunda, oyuncakların bugünkü kadar ulaşılabilir olmadığı bir dünyada, fırın tezgahında hayat bulan telefon ahizeleri, tabancalar, kılıçlar ve testiler çocukların en büyük eğlencesi haline geldi. Sadi Seymen tarafından başlatılan bu anlamlı gelenek, ‘tekne orucu’ tutan çocukları ödüllendirmek ve onları dini değerlere bir oyun neşesiyle teşvik etmek amacıyla kurgulandı. Bugün bu miras, ailenin üçüncü kuşak temsilcisi Şeref Seymen tarafından büyük bir titizlikle korunuyor. Seymen, dedesinden ve babasından devraldığı bu emaneti, sadece hamur ve ateşle değil, bir kentin çocukluk anılarını tazeleyerek fırınından çıkarıyor. Bu poğaçalar, modern dünyanın plastik oyuncaklarına karşı, fırın sıcaklığında pişen samimiyetin ve ustalığın bir simgesi olarak öne çıkıyor.
Tekne Orucu ve Gastronomik Mirasın Geleceği
Uzmanlar, bu tür yerel geleneklerin toplumsal aidiyet duygusunu güçlendirdiğine ve çocukların kültürel adaptasyon süreçlerini kolaylaştırdığına dikkat çekiyor. Bursa’ya özgü bu ‘oyuncak poğaçalar’, gastronomi dünyasında ‘hikayesi olan gıda’ kavramının en yalın ve en güçlü örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Fırın ustası Satılmış Uyar’ın 26 yıllık tecrübesiyle dile getirdiği gibi, bu sadece bir pişirme tekniği değil, bir kuşak aktarımıdır. Telefonun, kılıcın ve tabancanın hamurla hayat bulduğu bu tezgah, aslında geçmiş ile gelecek arasında sarsılmaz bir köprü kuruyor. Geleneksel sanatların ve unutulmaya yüz tutmuş alışkanlıkların hızla yok olduğu dijital çağda, Bursa’nın bu niş geleneğinin yaşatılması, yerel yönetimlerin ve kültür tarihçilerinin de radarında kalmaya devam etmeli. Zira bu fırından sadece poğaça değil, bir kentin yaşayan tarihi çıkıyor.






