Bursa’nın o kadim siluetinin gölgesinde, Osmangazi ilçesinin en hareketli damarı olan Şehreküstü’de bugün, medeniyetin ince çizgisinin ne kadar kırılgan olduğunu anlatan bir manzara izledik. Şehrin ticari ve sosyal kalbi olarak bilinen Cemal Nadir Caddesi, her gün on binlerce insanın telaşla adımladığı bir platformken, iddia edilen o çirkin taciz vakasıyla bir anda buz kesti. İki küçük kız çocuğuna yönelik gerçekleştirildiği öne sürülen bu saldırı, sadece bir asayiş vakası değil, kentin kolektif vicdanına vurulmuş bir balyoz etkisi yarattı.
Vatandaşın haklı öfkesi sokakları ısıtırken, sahneye mahallenin ve sokağın gerçek sahibi olan bir taksi kahyası çıktı. Çoğu zaman fark etmediğimiz bu emektar, bir toplumsal refleks sergileyerek çocukları kalabalığın arasından adeta çekip aldı ve güvenli bir limana ulaştırdı. Bu müdahale, öfkenin kontrolsüz bir şiddete evrilmesini engellerken, Bursa Emniyet Müdürlüğü‘ne bağlı Güven Timleri’nin profesyonel dokunuşuyla süreç yargıya intikal etti. Kelepçelenen zanlı, sivil ekiplerce hızla bölgeden uzaklaştırılarak emniyetin yolunu tuttu.
Hukukun Soğuk Yüzü: Akli Denge ve Yasal Prosedürler
Olayın ardından sızan bilgiler, zanlının akli dengesinin yerinde olmadığı yönünde. Bu noktada Türk hukuk sistemi, suç ve ceza dengesini sağlamak adına devreye girer. Türk Ceza Kanunu’nun 32. maddesi, tam olarak bu tür ‘gri alanları’ düzenler. Akıl hastalığı nedeniyle ceza ehliyeti bulunmayan kişiler için süreç, cezaevinden ziyade yüksek güvenlikli sağlık kuruluşlarında zorunlu tedavi şeklinde işler. Bu karar, ancak Adli Tıp Kurumu‘ndan gelecek kapsamlı bir heyet raporuyla kesinleşir. Yani ‘akli dengesi yok’ ibaresi, bir kurtuluş reçetesi değil, devletin denetimli tedavi mekanizmasının başlangıcıdır.
Osmangazi: Kent Güvenliği ve Sosyal Sorumluluk
Türkiye’nin en büyük beşinci ilçesi olan Osmangazi, hem tarihi dokusu hem de devasa nüfusuyla Bursa’nın mikro-kozmosudur. Şehreküstü Meydanı gibi sirkülasyonun tavan yaptığı bölgelerde, Güven Timleri‘nin sivil varlığı, suçun oluşmadan önlenmesi açısından hayati bir bariyerdir. Bu tür olaylar, kentsel güvenlik stratejilerinin ne kadar dinamik olması gerektiğini bizlere hatırlatıyor. Sosyolojik açıdan ise, çocukların güvenliği konusunda sadece kolluk kuvvetlerine değil, sokağın her bir ferdine düşen o büyük sorumluluk bir kez daha test edildi. Şimdilerde emniyet birimleri soruşturmayı derinleştirirken, kentin bu yaralı köşesinde sağduyu ve adaletin tecelli etmesi bekleniyor.






