Hastanede Akılalmaz İhmaller Zinciri
Burdur Devlet Hastanesi’nde yaşanan ve tüm Türkiye’yi ayağa kaldıran diyaliz faciasında yeni bir perde aralandı. Diyaliz seansından çıkan hastaların birer birer fenalaşarak hastaneye geri dönmesiyle başlayan korkunç olayda, kan donduran detaylar gün yüzüne çıktı. Yapılan teknik incelemeler sonucunda, hayatını kaybeden ve tedavi altına alınan hastaların vücuduna, diyaliz makinesinden değil, hastanenin kazan dairesinden gelen antifrizli suyun pompalandığı kesinleşti. Baş dönmesi, mide bulantısı ve şuur bulanıklığı yaşayan 33 hasta, o dönem çevre illerdeki tam teşekküllü merkezlere apar topar sevk edilmişti.
Sisteme Antifriz Karıştığı Kesinleşti
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen titiz soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame, ihmalin boyutlarını gözler önüne serdi. Bilirkişi raporlarına göre olay, basit bir kaza değil, tam bir sistem hatası. Hastanenin ısıtma sisteminde kullanılan antifrizli suyun, bypass hattı üzerindeki küresel vananın açık unutulması sonucu temiz su hattına karıştığı belirlendi. Daha da kötüsü, hidrofor sisteminin olaydan önce defalarca arıza sinyali vermesine rağmen hiçbir teknik müdahalenin yapılmadığı, personelin sistemi manuel şekilde zorlayarak çalıştırmaya devam ettiği ortaya çıktı. Bu ihmaller zinciri, onlarca hastanın damarlarında zehirli kimyasalların dolaşmasına neden oldu.
Yüklenici Firma Mühendisleri İçin Hapis İstemi
Hazırlanan iddianamede, olayın birincil sorumluları olarak görülen isimler için ağır cezalar talep ediliyor. Hastane yapımında ve proje aşamasında görev alan taşıyıcı şirket makine mühendisleri G.A.S. ve Y.A., ‘taksirle ölüme sebebiyet verme’ ve ‘taksirle yaralama’ suçlarından yargılanacak. Tutuklu bulunan bu isimlerin yanı sıra, hastanede görevli elektrik teknisyeni İ.S. ve tekniker M.C. hakkında da adli süreç devam ediyor. Burdur 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianameyle birlikte, skandalın tüm sorumlularının hakim karşısına çıkacağı tarih beklenmeye başlandı.
Adli Tıp Kararı: Ölüm Bağlantıları İncelendi
Soruşturma sürecinde en çok tartışılan konulardan biri de hayatını kaybeden diğer hastaların durumu oldu. Antalya’da tedavi gördüğü sırada yaşamını yitiren Mustafa Demir’in (70) ölümü doğrudan bu olayla ilişkilendirilirken; Saniye Aksöz, Amina Abas Jama ve Osman Ali Gönüllü’nün vefatları hakkında farklı kararlar çıktı. Adli Tıp Kurumu raporları, bu isimlerin mevcut kronik rahatsızlıkları ve kanlarındaki toksik madde seviyelerini inceleyerek, ölümlerin doğrudan diyalizdeki ‘etilen glikol’ (antifriz) ile illiyet bağı bulunmadığına hükmetti. Bu kapsamda sanıklar hakkında bu üç ölüm vakası özelinde ‘ek kovuşturmaya yer olmadığı’ kararı verildi.
Diyaliz Hastaları İçin Güvenlik Sorusu
Bu facia, Türkiye genelindeki devlet hastanelerinde teknik altyapı denetimlerinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha hatırlattı. Kazan dairesindeki basit bir vananın açık unutulmasının, diyaliz gibi hayati bir sürece nasıl doğrudan etki edebildiği kamuoyunda büyük bir korku yarattı. Uzmanlar, tıbbi cihazların beslendiği su sistemlerinin diğer bina tesisatlarından tamamen izole edilmesi gerektiğini vurguluyor. Burdur’da yaşanan bu olay, hem hukuk mücadelesiyle hem de sağlık sistemindeki teknik denetim açıklarıyla uzun süre gündemde kalmaya devam edecek.






