Buca’da Siren Sesleri: Sessiz Geceyi Bölen Panik
İzmir’in öğrenci nüfusunun kalbi sayılan Buca, dün gece alışık olunmayan bir hareketliliğe ve korku dolu anlara sahne oldu. Bir kız öğrenci yurdundan yükselen feryatlar, kısa sürede yerini ambulans sirenlerine bıraktı. Akşam yemeğinin ardından mide bulantısı, kusma ve şiddetli karın ağrısı şikayetleri baş gösteren öğrenciler, neye uğradığını şaşırdı. İlk belirlemelere göre tam 28 üniversite öğrencisi, gıda zehirlenmesi şüphesiyle acil servislere taşındı. Gençlerin hayalleriyle geldiği bu şehirde, bir öğün yemeğin onları hastane koridorlarına düşürmesi, sistemdeki denetim mekanizmalarını bir kez daha sorgulattı.
Denetim Masalları ve Tabldot Gerçekleri
Aslında yaşanan bu tablo, Türkiye’de yurt hayatının görünmeyen, daha doğrusu görülmek istenmeyen o gri yüzünü yeniden gün yüzüne çıkardı. Her yıl düzenlenen ihaleler, en düşük fiyatı veren firmalar ve kağıt üzerinde kusursuz görünen denetim raporları… Ancak günün sonunda tabağa giren o düşük maliyetli gıdalar, 28 gencin sağlığını bir gecede elinden alabiliyor. Öğrencilerin aktardığına göre, yemeğin tadındaki gariplik fark edilse de ‘başka alternatif olmaması’ gençleri o kaşığı ağızlarına götürmeye mecbur bırakıyor. Şehir dışından binbir umutla gelen çocuklarını devlete veya özel yurtlara emanet eden aileler ise şimdi şu soruyu soruyor: Biz çocuklarımızı okumaya mı gönderdik, yoksa ihmaller zincirinde şans eseri hayatta kalmaya mı?
Öğrencinin Sağlığı mı, Maliyet mi?
Mesele sadece bir zehirlenme vakasından ibaret değil; mesele, gençliğin sağlığının bir maliyet kalemi olarak görülmesidir. İhale şartnamelerinde ‘en ucuz’ olanın peşinden koşulurken, o ucuzluğun faturası öğrencilerin mide yıkama odalarında ödeniyor. Buca’daki hastanelerde tedavi altına alınan öğrencilerin sağlık durumlarının stabil olduğu bildirilse de, yaşadıkları travmanın ve güven kaybının tedavisi o kadar kolay olmayacak. Yetkililer konuyla ilgili soruşturma başlatıldığını ve yemeklerden numuneler alındığını duyurdu. Ancak biz bu ‘numune’ süreçlerinin nasıl ilerlediğini, dosyaların tozlu raflarda nasıl unutulduğunu daha önceki benzer vakalardan gayet iyi biliyoruz. Gerçek bir yaptırım uygulanmadığı sürece, bir sonraki ‘şüpheli akşam yemeği’ başka bir ilin, başka bir yurdun başlığını süslemeye devam edecek.
Veliler Tedirgin, Öğrenciler Tepkili
Hastaneye kaldırılan 28 öğrencinin arkadaşları, yurt önlerinde ve sosyal medyada tepkilerini dile getirmeye başladı. Beslenme şartlarının iyileştirilmesi ve şeffaf bir denetim süreci talep eden gençler, artık sadece ‘doymak’ değil, ‘güvenle doymak’ istediklerini haykırıyor. Olayın ardından yurdun yemekhane bölümü geçici olarak mühürlenirken, öğrencilerin bir süre dışarıdan beslenmek zorunda kalacağı öğrenildi. Zaten ekonomik zorluklarla boğuşan üniversite öğrencisi için bu, hem maddi hem de manevi bir yıkım demek. İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin analiz sonuçları beklenirken, kamuoyu bu kez ‘sorumluların’ sadece kağıt üzerinde değil, gerçekten hesap vermesini bekliyor.






