Mersin’in Bozyazı ilçesinde meydana gelen ve bir polis memurunun iki çocuğunu hayattan koparan facianın perde arkası yavaş yavaş aralanıyor. Karaman’da görev yapan polis memuru Musa Tülü, hamile eşi ve çocuklarıyla birlikte tatil için geldiği Tekmen Mahallesi’nde hayatının en büyük dramını yaşadı. Bulantı ve kusma şikayetiyle hastaneye kaldırılan aileden geriye sadece acı ve cevapsız sorular kaldı. Azra ve Ömer Selim kardeşlerin minik bedenleri toprağa verilirken, kamuoyu bu sessiz katilin kim olduğunu sorguluyor.
AFAD’ın Özel Cihazları Neyi Tespit Etti?
Olayın ardından bölgeye sevk edilen AFAD ekiplerinin yaptığı teknik inceleme, durumun basit bir gıda zehirlenmesi olmadığını ortaya koydu. Uzmanlar, ailenin konakladığı odada ve çevresinde özel ölçüm cihazlarıyla tarama yaptı. Yapılan ölçümlerde, odadaki hava sirkülasyonunun dahi temizleyemediği yüksek oranda zehirli madde kalıntısına rastlandı. Bu noktada akıllara gelen soru net: Bir konut, nasıl olur da sakinlerini uykusunda öldürecek bir gaz odasına dönüşebilir?
Haşere İlaçlamasındaki İhmaller Zinciri
Elde edilen ilk bulgular, zehirlenmenin kaynağı olarak yakın zamanda yapılan bir haşere ilaçlamasını işaret ediyor. Ancak bu durum, basit bir kaza denilerek geçiştirilemeyecek kadar ciddi boyutlarda. Tarım ilaçlarının veya profesyonel kullanım gerektiren kimyasalların, eğitimsiz kişilerce ya da bilinçsizce kapalı mekanlarda kullanılması daha önce de benzer facialara yol açmıştı. Bozyazı’daki bu olayda kullanılan ilacın türü, dozu ve bu işlemi kimin yaptığı, soruşturmanın seyrini değiştirecek en kritik halka.
Vatandaşın Güvenliği Kimlerin Elinde?
Hayati tehlikeyi atlatan baba Musa Tülü’nün ifadesi ve eşi Ebru Tülü’nün yoğun bakımdaki durumu, hukuki sürecin sadece bir ayağını oluşturuyor. Bu trajedi, denetimsiz ilaçlama faaliyetlerinin ne denli büyük bir tehdit oluşturduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Mahalle aralarında kontrolsüzce satılan veya yetkisiz kişilerce uygulanan bu kimyasallar, aslında birer ‘sessiz silah’ gibi evlerimize giriyor. Adli makamların, bu ihmaller zincirinin en başına giderek, bu ilacı temin eden ve uygulayan sorumluları tespit etmesi, adaletin yerini bulması adına hayati önem taşıyor. Hamile bir annenin ve hayata tutunmaya çalışan bir babanın yaşadığı bu yıkım, toplumsal hafızada derin bir yara açmış durumda.






