İnsanlık Onuru New York Kürsüsünde Sınanıyor
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi salonları, diplomasi tarihinin en ağır sınavlarından birine sahne oluyor. Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız, sadece bir diplomat olarak değil, vicdanların ortak sesi olarak kürsüdeydi. 7 Ekim 2023’ten bu yana akıtılan kanın bilançosu artık istatistiklerin çok ötesine geçti. 73 bin 500 can kaybı, 182 binin üzerinde yaralı… Bu rakamlar, sadece bir halkın değil, modern dünyanın iddia ettiği tüm değerlerin enkaz altında kaldığının ilanıdır.
Büyükelçi Yıldız, İslam İşbirliği Teşkilatı adına yaptığı konuşmada, Gazze’de sağlanan ateşkesin bir lütuf değil, geç kalmış bir zorunluluk olduğunu hatırlattı. Ancak asıl tehlike, bu sessizliğin kalıcı bir barışa dönüşmemesi. İsrail’in yasa dışı yerleşim hamleleri ve sivil altyapıya yönelik sistematik saldırıları, bir ‘yeni sömürgecilik’ modeli olarak nitelendiriliyor. Okulların, camilerin ve hastanelerin hedef alındığı bir coğrafyada adaletten bahsetmek, somut eyleme geçilmediği sürece beyhude bir çabadır.
Bölgesel Kaos Kapıda: Lübnan ve Suriye Hattı
Gazze’deki trajedi yetmezmiş gibi, ateş çemberi komşu coğrafyalara da sıçrıyor. Yıldız, İsrail’in Suriye ve Lübnan topraklarına yönelik saldırılarını en sert ifadelerle kınadı. Sınırların ihlal edilmesi, sözde ‘güvenli bölge’ adı altında yürütülen işgal planları ve sivil halkın bir kez daha yerinden edilmesi, bölgeyi geri dönülemez bir uçuruma sürüklüyor. Türkiye, bu noktada sadece bir gözlemci değil, barışın tesisi için gövdesini taşın altına koyan ana aktör olarak öne çıkıyor.
Uluslararası hukukun ve BM Şartı’nın hiçe sayıldığı bu ortamda, cezasızlık kültürü en büyük tehdit olarak karşımıza çıkıyor. Büyükelçi Yıldız’ın vurguladığı gibi; en temel askeri ilkelerin bile fütursuzca çiğnenmesi, küresel güvenlik mimarisini kökten sarsıyor. Eğer bugün bu hukuksuzluğa sessiz kalınırsa, yarın dünyanın hiçbir yerinde sınırların ve uluslararası kuralların meşruiyeti kalmayacaktır. İşgal gücünün saldırılarının aralıksız sürmesi, insanlık vicdanında derin yaralar açmaya devam ediyor.
Diplomasi Mi, Topyekûn Savaş Mı?
Orta Doğu’daki durum artık sadece yerel bir çatışma değil, küresel bir güvenlik krizi halini almış durumda. ABD, İsrail ve İran arasındaki gerilim hattında mekik diplomasisi yürüten Türkiye, tarafları itidale ve kalıcı çözüme çağırıyor. Yıldız, nükleer silahların yayılmasını önleme antlaşması çerçevesinde, Orta Doğu’nun kitle imha silahlarından tamamen arındırılması gerektiğinin altını çizdi. Bu, sadece bir temenni değil, bölgesel bir nükleer felaketi önlemenin yegâne yoludur.
Ankara’nın hem Washington hem de Tahran ile yürüttüğü temasların hayati önemi, bölgedeki tansiyonun düşürülmesi noktasında kilit rol oynuyor. Liderler düzeyinde süren bu hassas temaslar, ateşkesin kalıcı bir iki devletli çözüme evrilmesi için en güçlü umut ışığıdır. Türkiye, ‘söylemlerin ötesine geçme’ vaktinin geldiğini tüm dünyaya New York’tan haykırırken, adil ve kalıcı barış için elini uzatmaya devam ediyor. Artık uluslararası toplumun, bu trajediyi sonlandırmak için kağıt üzerindeki kararlardan daha fazlasına ihtiyacı var.






