FACİANIN EŞİĞİNDEN DÖNÜLEN O ANLAR
Sabahın ilk ışıklarında, TEM Otoyolu’nun Orhanlı mevkii İstanbul istikametinde sessizliği alevlerin gürültüsü bozdu. İzmir’den İstanbul’un tarihi dokusunu keşfetmek için yola çıkan 43 yolcu, aslında ölümle ne kadar burun buruna olduklarından tamamen habersizdi. Saat 06.00 sularında Faruk Şahin yönetimindeki tur otobüsünün motor kısmından yükselen dumanlar, bir anda devasa bir yangına dönüştü. Otoyolda akan trafiğin içinde bir metal yığınına dönüşmek üzere olan araç, adeta bir can pazarına sahne oldu.
BİR SELEKTÖRÜN HAYAT KURTARAN GÜCÜ
Modern dünyada bireyselleştiğimizi söylüyoruz ama bu olayda hayata tutunmamızı sağlayan şey yine o ‘tanımadığımız başkaları’ oldu. Arkadan gelen sürücülerin ısrarlı selektörleri olmasaydı, şoförün yangını fark etmesi belki de çok geç kalacaktı. Şoför Faruk Şahin’in uyarıları fark eder etmez aracı emniyet şeridine çekip yolcuları saniyeler içinde tahliye etmesi, büyük bir facianın önüne geçti. 45 kişinin burnu bile kanamadan o cehennemden çıkması, profesyonel bir refleksin ve toplumsal dayanışmanın birleştiği o nadir anlardan biridir. Tahliyeden hemen sonra otobüsün tamamen alevlere teslim olması, durumun ciddiyetini açıkça ortaya koyuyor.
GÜVENLİK SADECE BİR ŞANS MI?
Gelelim kimsenin sormak istemediği o soruya: Neden yanıyoruz? Modern teknolojiyle donatılmış devasa otobüslerin bir anda alev topuna dönmesi sadece bir ‘kaza’ olarak nitelendirilebilir mi? Şehirlerarası taşımacılıkta maliyetleri düşürmek adına yapılan eksik bakımlar, kalitesiz yedek parçalar veya yorgun şoförler mi bu yangınların gerçek sebebi? Bugün 45 can kurtuldu ancak her zaman bir selektör yapacak duyarlı bir sürücü yanımızda olmayabilir. Ulaşım güvenliğinin şansa ve mucizelere bırakılması, aslında bir sistem eleştirisini de beraberinde getiriyor. Teknik denetimlerin kağıt üzerinde kalmadığı, gerçek anlamda can güvenliğinin sağlandığı bir düzen kurmak bu kadar zor mu?
HAYATA DEVAM ETMEK Mİ YOKSA DURUP DÜŞÜNMEK Mİ?
Olayın ardından yolcuların başka araçlarla yolculuklarına devam etmesi, insan psikolojisinin ne kadar esnek ama bir o kadar da unutmaya meyilli olduğunu gösteriyor. Ölümün kıyısından dönüp, kısa bir süre sonra hiçbir şey olmamış gibi geziye devam etmek; aslında toplum olarak travmaları ne kadar hızlı tükettiğimizin de bir kanıtı. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle söndürülen yangından geriye sadece demir bir yığın kaldı. Polis ve itfaiye ekipleri yangının çıkış nedenini derinlemesine araştırırken, bizlerin de yola çıkarken bindiğimiz araçların güvenliğini ne kadar sorguladığımızı bir kez daha düşünmemiz gerekiyor. Güvenlik, bir lütuf değil, en temel haktır.






