MENÜ
21 Haziran 2026 Pazar
DOLAR 46,4792 ▼ %0,02
EURO 53,3552 ▲ %0,15
ALTIN 6.205,50 ▼ %1,30

Beyrut’ta 10 Dakika Dehşeti: Naya’nın Çığlığı

Sadece 10 Dakika: 100 Nokta ve Bir Şehrin Çöküşü

Modern savaşın ne kadar hızlı ve acımasız olduğunu kanıtlayan bir tabloyla karşı karşıyayız. İsrail, Lübnan’ın kalbi Beyrut’ta sadece 10 dakika içinde 100 farklı noktayı hedef alarak bir şehri adeta felç etti. Bu, askeri bir operasyondan ziyade, bir toplumun can damarlarına sıkılan kurşun gibi. Lübnan yönetimi, bu kısa süre içinde en az 300 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. UNICEF verilerine göre ise bu kurbanların 33’ü henüz hayatın baharında olan çocuklar. Ancak rakamların ötesinde bir de ‘sembol’ var: 13 yaşındaki Naya Fakih’in o dehşet anlarını kaydeden telefon kamerası.

“Oğullarım Nerede?” Bir Annenin En Uzun İki Saati

Anne Ghida Fakih’in anlattıkları, savaşın istatistiklerden ibaret olmadığını, evlerin içine düşen ateşin nasıl yaktığını gösteriyor. Saldırı sırasında iş yerinde olan Ghida, her Beyrutlu gibi patlama seslerine alışık olduklarını sanıyordu. Ancak bu kez telefonun ucundaki ses, kızının korku dolu çığlığıydı. Bağlantı koptu, eşine ulaştığında ise ‘biz iyiyiz ama oğlanlar evde’ yanıtını aldı. Düşünün, bir annesiniz ve 11 ile 4 yaşındaki iki evladınızın olduğu binanın vurulup vurulmadığını bilmiyorsunuz. O iki saatlik eve ulaşma çabası, Lübnan ekonomisinin ve sosyal yapısının neden toparlanamadığının da özeti. İnsanlar yarınından değil, bir sonraki dakikasından bile emin olamıyor.

Füzelerin Gölgesinde Bir Yürüyüş: 4 Füze, Tek Hedef

Naya ve babası, sadece 10 dakikalık bir yürüyüş için dışarı çıkmışlardı. Okullar Paskalya tatilindeydi, sabah basketbol antrenmanı yapılmıştı. Her şey normal görünürken, gökyüzünden sadece bir değil, tam dört füze geçti. Üçü aynı binaya isabet etti. Ghida Fakih’in deyimiyle, o füzenin patlayışını videoda hissetmemek imkansız. Bir toplumun güven duygusu işte böyle füzelerle yerle bir ediliyor. Bu yıkımın ekonomik faturası sadece binalar değil; o gün dışarı çıkmaya korkan binlerce esnaf, çalışamayan binlerce anne ve travmayla büyüyen bir nesil. Bu fatura, Lübnan’ın sırtına binmiş devasa bir borç yüküdür.

Savaşın Görünmeyen Faturası: Çocukların Çalınan Geleceği

Ekonomi sadece rakamlardan ibaret değildir, asıl sermaye insandır. 33 çocuğun ölmesi, Lübnan’ın gelecekteki doktorlarından, mühendislerinden ve iş gücünden vazgeçmesi demektir. Naya bugün yaşıyor ama gözlerindeki o korku ifadesi, bir neslin psikolojik tedavi masrafı ve üretimden kopuşudur. Ghida Fakih’in mesajı net: ‘Biz o gece ateşkes görüşmeleri olumlu geçiyor diye uyuduk.’ İşte piyasaların ve insanların en çok korktuğu şey budur; belirsizlik ve aldatılma hissi. Sivillerin arasına düşen füzelerin haklı bir gerekçesi olamaz, bunun maliyeti ancak nesiller boyu ödenebilir.

Türkiye Sevgisi ve Dayanışma Ruhu

Ghida Fakih, yaşadığı tüm bu kabusa rağmen Türk halkına olan sevgisini dile getirmeyi ihmal etmiyor. Türk filmlerinden, halkın sıcaklığına kadar her detayı sevdiğini söyleyen acılı anne, aslında bir dayanışma köprüsü kuruyor. Savaşın karanlığında, Akdeniz’in öte yakasından gelen bu samimi mesaj, insanlığın hâlâ ölmediğinin kanıtı. Ancak bu sevgi, Beyrut’un enkaz altındaki ekonomisini veya Naya’nın çalınan çocukluğunu geri getirmiyor. Dünya, bu faturayı sadece Lübnan’ın değil, tüm insanlığın ödediğini artık anlamak anlamak zorunda.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir