Marmara Cezaevi Yerleşkesinde Sıcak Saatler
Bugün İstanbul’un ve Türkiye’nin gözü kulağı Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun hemen karşısındaki duruşma salonundaydı. Yerel yönetimlerin zirvesindeki isimlerin yargılandığı dava, sadece bir hukuk mücadelesi değil, aynı zamanda milyonlarca vatandaşın oyunun temsil edildiği belediyelerin geleceği açısından da kritik bir dönemeç niteliği taşıyor. Duruşma salonu sabahın erken saatlerinden itibaren jandarma ekiplerince abluka altına alınırken, dışarıda bekleyen kalabalığın heyecanı ve içerideki sessiz bekleyiş davanın ağırlığını hissettiriyordu.
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen davaya, görevden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara ve Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar bizzat katıldı. Öte yandan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar gibi isimler de tutuksuz sanık olarak mahkeme salonundaki yerlerini aldılar. Salonun atmosferi oldukça gergindi; bir yanda ailelerin endişeli bakışları, diğer yanda ise CHP’li üst düzey yöneticilerin destek için orada bulunması davanın siyasi ve sosyal boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi.
İddianamenin Detayları ve Dudak Uçuklatan Rakamlar
Mahkeme Heyeti Başkanı Oğuzhan Gül’ün yönettiği duruşmada, savunma sürecinin nasıl ilerleyeceği netleşti. 579 sayfalık devasa iddianame, aslında yerel yönetimlerdeki işleyişin nasıl mercek altına alındığının bir kanıtı. İddianamede Beşiktaş, Avcılar ve Esenyurt gibi önemli belediyelerin yanı sıra İstanbul’un ulaşım ve altyapı can damarları olan İETT ve İSTANBUL ASFALT Fabrikaları (İSFALT) da ‘suçtan zarar gören’ kurumlar listesinde yer alıyor. Bu durum, davanın sadece kişisel bir mesele olmadığını, kamusal kaynakların nasıl yönetildiğine dair çok geniş bir soruşturmayı kapsadığını gösteriyor.
Sanıklar listesinin başında yer alan Aziz İhsan Aktaş için istenen ceza ise tam anlamıyla rekor düzeyde. Suç işlemek amacıyla örgüt kurmaktan ihaleye fesat karıştırmaya, rüşvetten kara para aklamaya kadar uzanan 42 farklı fiil nedeniyle Aktaş hakkında 187 yıldan 450 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Rıza Akpolat için talep edilen 133 yıldan 337 yıla kadar olan hapis istemi de davanın ciddiyetini ortaya koyan bir diğer sarsıcı detay oldu. Vatandaşın vergileriyle finanse edilen ihalelerin ve kamu hizmetlerinin bu denli ağır suçlamalara konu olması, kamu vicdanında da derin yaralar açmış durumda.
Sokaktaki İnsanı Nasıl Etkileyecek?
Peki, bu dev dava sokaktaki vatandaşı neden bu kadar yakından ilgilendiriyor? Belediye başkanlarının koltuğu boş kaldığında ya da bu tür ağır ithamlarla karşılaştıklarında, o ilçedeki çöp toplama hizmetinden park düzenlemesine, sosyal yardımlardan altyapı yatırımlarına kadar her şey askıda kalabiliyor. İddianamede geçen ‘ihaleye fesat karıştırma’ ve ‘rüşvet’ gibi iddialar, aslında vatandaşın cebinden çıkan paranın doğru yere gidip gitmediği sorusunu akıllara getiriyor.
Mahkeme başkanı, henüz kimlik tespiti yapılmayan sanıkların işlemlerinin ardından savunmaların alınacağını, sonrasında ise tanıkların dinleneceğini belirtti. Bu süreç, sadece sanıkların kaderini değil, aynı zamanda yerel yönetimlerdeki şeffaflık ve dürüstlük beklentisini de şekillendirecek. Davanın ilerleyen günlerindeki seyri, yerel siyasetin rotasını ve kamuoyu vicdanındaki adaletin tecellisini belirleyecek en önemli unsur olacak.






