Belediyelerde Yolsuzluk Dalgası Büyüyor
Sokakta kiminle konuşsak ağzından çıkan ilk kelime ‘adalet’ oluyor. Bugün İstanbul’dan gelen haberler, yerel yönetimlerdeki iddiaların ne kadar derinleştiğini bir kez daha gözler önüne serdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı yolsuzluk soruşturmasında sular durulmuyor. Dosyanın ucu bu kez Antalya’ya kadar uzandı ve tanıdık isimler gözaltı listesine girdi. İşin ucu öyle bir yere dayandı ki, artık kimse ‘bu kadarı da olmaz’ diyemiyor.
Zuhal Böcek Gözaltına Alındı
Soruşturmanın en dikkat çeken ayaklarından biri, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in gelini Zuhal Böcek oldu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk iddiaları kapsamında harekete geçen emniyet güçleri, Zuhal Böcek’in de aralarında bulunduğu üç kişi hakkında düğmeye bastı. Gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda Böcek ve bir şüpheli daha kıskıvrak yakalanırken, firari olan bir diğer ismin peşindeki takip ise sürüyor. Sokaktaki vatandaş bu haberle sarsılmış durumda; zira bir belediye başkanının en yakın çevresinin böylesi ağır ithamlarla anılması, kamuoyundaki güven duygusunu kökten sarsıyor. Herkesin merak ettiği tek bir soru var: Bu ağın içinde başka kimler var?
Büyükçekmece’de 183 Yıllık Rekor İstem
Asıl büyük bomba ise Büyükçekmece cephesinden patladı. Uzun süredir tutuklu bulunan Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün hakkında yürütülen soruşturma nihayet tamamlandı ve iddianame mahkemeye sunuldu. 31 kişilik listede başı çeken Akgün için istenen ceza kelimenin tam anlamıyla dudak uçuklatıyor: 68 yıldan tam 183 yıla kadar hapis cezası! İddianamenin detaylarına bakıldığında, kamunun zarara uğratıldığına dair çok ciddi bulgular ve sistematik bir usulsüzlük zincirinden söz ediliyor. 183 yıl demek, neredeyse iki insan ömrü demek. Bu kadar ağır bir ceza istemi, yargının bu kez taviz vermeyeceğinin en net göstergesi olarak yorumlanıyor.
Vatandaşın Parası Nereye Gidiyor?
Haberin detayları sadece mahkeme salonlarını değil, pazar yerlerini ve mahalle kahvelerini de ısıtıyor. Emekli Mehmet amca da, akşam evine ekmek götürmeye çalışan genç de aynı soruyu soruyor: ‘Bizim vergilerimizle dönen bu çarklarda neler dönüyor?’ Yolsuzluk sadece bir hukuk terimi değil; sokaktaki insanın cebinden çalınan hizmet, bozuk asfalt, eksik bırakılan sosyal yardım demektir. Soruşturma derinleştikçe yeni isimlerin listeye eklenip eklenmeyeceği ise büyük bir merak konusu. İstanbul Başsavcılığı’nın yürüttüğü bu titiz çalışma, yerel yönetimlerdeki şeffaflık tartışmalarını yeniden alevlendirecek ve daha uzun süre gündemden düşmeyecek gibi görünüyor. Kimse yasaların üstünde değil, sokak şimdi adaletin tecelli etmesini bekliyor.






