MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9795 ▲ %0,02
EURO 53,5436 ▲ %0,30
ALTIN 6.626,49 ▲ %1,10

Bayram Trafiğinde Acı Gerçek: Önlemler Yetiyor mu?

Her bayram öncesi ekranlara çıkan yetkililer aynı iyimser senaryoyu okur ama o yollar yine de her yıl yüzlerce canı yutan birer kara deliğe dönüşmekten kurtulamaz. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin bayram trafiği önlemlerine dair yaptığı son açıklama, kulağa her ne kadar insani ve sıcak gelse de madalyonun diğer yüzündeki acı gerçeği örtmeye yetmiyor. Türkiye, her tatil döneminde adeta kitlesel bir göç dalgası yaşıyor ve bu plansız hareketlilik, ülkenin en zayıf karnı olan trafik güvenliğini bir kez daha masaya yatırmamızı zorunlu kılıyor.

Yollar Hasret mi Taşıyor Yoksa Tehlike mi?

Bakan Çiftçi’nin “hasret taşıyoruz” ifadesi şüphesiz sosyolojik bir gerçeğe parmak basıyor. Ancak asfalta dökülen milyonlarca aracın yarattığı risk, romantizmle geçiştirilemeyecek kadar büyük. Yıllardır kronikleşen bu bayram trafiği faciası, sadece kurallara uymayan sürücülerle açıklanamaz. Bu, aynı zamanda toplu taşıma alternatiflerinin yetersizliğinin, demiryolu ağlarının hala binek araç konforunu ikame edememesinin doğrudan bir sonucudur. İnsanları kendi araçlarıyla yüzlerce kilometre yol gitmeye mecbur bırakan sistem, potansiyel kazalara da zemin hazırlıyor.

Bakanlık Sahada Ama Sorumluluk Kimde?

İçişleri Bakanlığı’nın tüm ekipleriyle sahada olması, radar denetimleri, havadan drone kontrolleri ve yol uygulamaları elbette caydırıcı birer unsur. Ancak devletin her köşe başına bir polis dikmesi imkansızdır. Asıl mesele, ceza korkusuyla değil, yaşam hakkına saygıyla şekillenen bir sürüş kültürünü inşa edememiş olmamızdır. Sürücülerin uykusuzluk, aşırı hız ve sabırsızlık gibi ölümcül hataları, en sıkı denetimleri bile boşa çıkarabiliyor. Bayramı “kavuşma” olarak nitelendirirken, bu kavuşmanın bir taziye çadırında son bulmaması için cezaların caydırıcılığından ziyade, ehliyet sisteminden yol mühendisliğine kadar köklü bir zihniyet devrimine ihtiyacımız var.

Vatandaşın bu süreçteki rolü ise hayati. Yola çıkacak her bireyin, sadece kendi canını değil, karşı şeritten gelen hiç tanımadığı insanların da hayatını taşıdığını idrak etmesi gerekiyor. Aksi takdirde, her bayram sonrasında açıklanan o korkunç kaza bilançoları, birer istatistik veri olmaktan öteye geçemeyecek ve biz her yıl aynı nakaratı dinlemeye devam edeceğiz.

Kaynak: Hürriyet

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir