Batman’ın derinlerine gizlenmiş, gözlerden ırak bir ihmal zinciri, yine bir garip olayla yüzümüze çarptı. Günlerdir kayıp olan iki inek, şehir merkezine 2 kilometre mesafedeki bir menfezde, bitkin düşmüş halde bulundu. Ancak bu olay sadece bir hayvan kurtarma hikayesi değil; kentimizin altyapı sorunlarının, plansızlığın ve vurdumduymazlığın kanıtı olarak tarihe geçti.
Sahibinin umutsuz bekleyişi, itfaiye ekiplerinin hummalı çalışmasıyla son bulsa da, bu durumun ardındaki gerçekler çok daha can sıkıcı. Kentin her köşesinde karşımıza çıkabilecek potansiyel bir tehlike olan menfezler, bu kez masum ineklerin canını tehlikeye atarken, asıl sorunu, yani denetimsizliği ve sahipsizliği haykırıyordu.
Menfez Kapanı: Kim Sorumlu Bu Tuzaklara?
Dere yataklarını, su kanallarını geçiş kolaylığı sağlamak için yapılan menfezler, plansız bir büyüme ve denetimsizliğin kurbanı olarak kentimizin dört bir yanında adeta birer ölüm tuzağına dönüştü. Kapakları eksik, bakımı yapılmamış, uyarı levhalarından yoksun bu yapılar, sadece hayvanlar için değil; zaman zaman çocukların, hatta araçların bile düşme riski taşıdığı korkunç çukurlara evriliyor. Batman’daki bu ineklerin düştüğü menfez de, aslında buzdağının sadece görünen yüzü.
Bu tür yapılar, su akışını sağlamanın ötesinde, çevresel güvenlik açısından da kritik öneme sahiptir. Ancak ne yazık ki, birçok belediye ve ilgili kurum, bu ‘gözden uzak’ yapıları ya unutuyor ya da ‘başımıza iş açana kadar durur’ mantığıyla hareket ediyor. Oysa bu tür altyapı eksiklikleri, küçük bir ihmalden büyük bir felakete giden yolun ilk adımı olabilir.
İtfaiyenin Bitmeyen Çilesi: Asıl Görevi Ne?
Canını dişine takan itfaiye ekipleri, bu kez de talihsiz inekleri kurtarmak için seferber oldu. 2 kilometrelik karanlık tünellerde verilen mücadele, vinçlerle gelen zorlu kurtarma anları… Bitkin haldeki hayvanlar, uzun uğraşlar sonunda kurtarılarak sahibine teslim edildi. Ancak bu operasyon, itfaiyecilerimizin asli görevinin ne olduğunu bir kez daha sorgulatıyor.
Yangınlara, depremlere, trafik kazalarına müdahale etmesi gereken bu kahramanlar, neden sürekli belediyelerin, ilgili kurumların ihmalleri yüzünden oluşan bu tür ‘gülünç’ ama bir o kadar da acı olaylara koşmak zorunda kalıyor? Bu kaynak israfı, bu personel yıpranması kime ne fayda sağlıyor? İtfaiye birimleri, kent yönetiminin en son çare kapısı değil, felaketlere karşı ilk savunma hattıdır. Onların enerjisini ve zamanını, ihmallerin sonuçlarını gidermeye harcamak, hepimizin güvenliğini riske atmaktır.
Göz Ardı Edilen Sorunlar, Ödenen Ağır Bedeller
Bir çiftçinin emeği, alın teri olan bu hayvanların günlerce kayıp kalması ve böyle bir tehlikenin içine düşmesi, sadece bireysel bir mağduriyet değil, tüm kentin güvenlik anlayışının sorgulanması gereken bir vaka. Yarın bir gün o menfeze bir çocuk düşse veya bir araç kaza yapsa, bunun sorumlusu kim olacak? Kentin dört bir yanındaki bu tür potansiyel tehlikeler ne zaman bertaraf edilecek?
Belediyeler ve ilgili kamu kurumları, sadece ‘olay sonrası’ değil, ‘olay öncesi’ tedbir alma sorumluluğunu ne zaman hatırlayacak? Bu olay, Batman’ın sadece altyapı sorunlarının değil, aynı zamanda yönetimdeki acziyetin de acı bir simgesidir. Bu kent, daha iyisini hak ediyor ve biz bu sorunların peşini bırakmayacağız! Çünkü her menfez, her kırık kaldırım, her plansız yapı, aslında bu kentin sakinlerine atılmış bir çelmedir ve bizler buna sessiz kalmayacağız!






