İstanbul’un en korunaklı noktalarından biri olarak bilinen Bakırköy’deki lüks bir sitenin otoparkı, geçtiğimiz Şubat ayında Türk kriminal tarihine geçecek bir hırsızlık vakasına sahne oldu. Ancak 30 yıllık meslek hayatım boyunca gördüğüm pek çok asayiş olayı gibi, bu vaka da basit bir ‘soygun’ olmanın çok ötesine geçerek, devasa bir kara para aklama ağının ve karmaşık siyasi-ekonomik ilişkilerin ipuçlarını barındırıyor. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma, 11 şüphelinin adliyeye sevkiyle yeni bir evreye girdi.
Güvenlik Görevlisinden Yöneticiye: Organize Bir İçeriden İş
Hırsızlık Büro Amirliği ekiplerinin derinleştirdiği incelemeler, suçun sadece dışarıdan gelen bir grup tarafından değil, bizzat mülkün güvenliğinden ve yönetiminden sorumlu kişiler tarafından ‘içeriden’ kurgulandığını ortaya koydu. Gözaltına alınan 11 kişi arasında site güvenliğinde görevli E.Ç. ve O.D. ile site yöneticileri M.G., R.K. ve B.B.’nin bulunması, suçun organizasyon derinliğini gözler önüne seriyor. Kamera kayıtları, zanlıların planlı bir şekilde lüks otoparka sızarak, park halindeki iki araçtan milyonlarca doları adeta bir lojistik operasyon edasıyla kendi araçlarına taşıdığını gösteriyor. İstanbul, Antalya ve Kocaeli’de eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda ele geçirilen ruhsatsız silahlar ve uyuşturucu maddeler, bu ekibin sadece bir hırsızlık çetesi değil, çok yönlü bir suç yapısı olduğunun delili niteliğinde.
Tahtakale’den Adliyeye Uzanan Karanlık Silsile
Haberin en can alıcı noktası ise ‘mağdur’ sıfatıyla ifade veren Bilal Durmaz’ın beyanlarında gizli. Bir iş insanının neden 30 milyon dolar gibi astronomik bir rakamı bankada değil de bir aracın bagajında, ‘zahmetli olduğu’ gerekçesiyle sakladığı sorusu, kamuoyunda haklı bir şüphe uyandırıyor. Bu şüphenin kökleri, mağdurun babası Atilla Durmaz’a kadar uzanıyor. Taç Döviz’in sahibi olan Atilla Durmaz’ın daha önce ‘kara para aklama’ ve ‘terörizmin finansmanı’ iddialarıyla tutuklanmış olması, Bakırköy’deki hırsızlığı bir ‘hesaplaşma’ ya da ’emanetin çalınması’ ihtimali üzerinde yoğunlaştırıyor.
İddianameye Yansıyan Siyasi ve Ekonomik Bağlantılar
Soruşturma derinleştikçe, olayın ucu ‘İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü’ iddialarının yer aldığı iddianameye kadar dayanıyor. İlgili belgelerde, Taç Döviz’in bir ’emanetçi’ gibi çalıştığı, kayıt dışı devasa nakit varlıkların bu merkezler aracılığıyla sisteme sokulduğu öne sürülüyor. Özellikle CHP kurultay süreciyle ilişkilendirilen para transferi iddiaları ve MASAK raporlarındaki yüzde 5’lik ticari uyumsuzluk, davanın asayiş sütunlarından çıkıp siyaset ve ekonomi sayfalarının manşetine oturmasına neden oluyor. Adliyeye sevk edilen 11 şüphelinin vereceği ifadeler, bu bagajdaki servetin gerçek sahibini ve hangi mekanizmaların parçası olduğunu aydınlatacak en kritik anahtar olacak.






