Avcılar’da Komşu Kavgasından Çöp Eve Uzanan Hikaye
İstanbul Avcılar’ın Mustafa Kemal Paşa Mahallesi’nde günlerdir süregelen bir kriz, hukuk ve halk sağlığı arasındaki ince çizgide seyretmeye devam ediyor. Bir apartmandaki 10 daireden 4’üne sahip olan Yıldız Yetgin isimli vatandaşın, evlerinden ikisini ‘çöp eve’ dönüştürdüğü iddiası, mahalleliyi sokağa dökecek noktaya getirdi. Olay sadece bir temizlik meselesi değil; aynı zamanda mülkiyet hakkı ile toplum sağlığının nasıl karşı karşıya geldiğinin somut bir örneği olarak karşımızda duruyor.
Komşuların savcılığa kadar uzanan şikayet maratonu, bölgedeki yoğun koku ve fare istilası iddialarıyla başladı. Avcılar Belediyesi ekipleri, İlçe Sağlık Müdürlüğü ve polis eşliğinde kapıya dayandığında karşılaşılan manzara, sıradan bir eşya biriktirme durumunun çok ötesindeydi. İlk müdahalede evden tam 3 kamyon dolusu atık, karton ve kumaş parçası tahliye edildi. Ancak olay tam burada Ankara bürokrasisinin labirentlerine benzer bir hukuk mücadelesine dönüştü.
Bürokrasi ve Hukuk Arasında Kalan Hijyen Krizi
Tahliye işlemi devam ederken ev sahibinin itirazı üzerine mahkemenin ‘dur’ kararı vermesi, ekiplerin elini kolunu bağladı. Biz Ankara’da bu tip durumlara ‘prosedürün tıkanması’ deriz ama o apartmanda yaşayanlar için bu durum, nefes alınamayan bir gece daha demekti. Mahkeme, mülkiyet hakkını gözeterek tahliyeyi geçici olarak durdurmuş olsa da, yapılan itirazlar sonucunda kamu sağlığının önceliği yeniden tescillendi. Bugün ekipler tekrar o kapıdaydı; ancak bu kez atmosfer çok daha gergindi.
Ev sahibi Yıldız Yetgin’in savunması ise dikkat çekici. Kendisine iftira atıldığını, kapısının kırıldığını ve ‘çeyizim’ dediği eşyaların belediye tarafından çöpe atıldığını iddia ediyor. Hatta işi bir adım daha ileri götürerek, kadın olduğu için üzerinde bir baskı kurulduğunu savunuyor. Bu durum, yerel yönetimlerin bu tür sosyal vakalarda sadece zabıta ve temizlik işçileriyle değil, aynı zamanda psikososyal destek ekipleriyle de sahada olması gerektiğini bir kez daha kanıtlıyor.
Fare İstilası İddiası ve Vatandaşın İsyanı
Apartman sakinlerinin anlattıkları ise bambaşka bir tablo çiziyor. Komşular, ev sahibinin şahsıyla bir problemleri olmadığını, asıl meselenin artık kapıların altından koridorlara taşan fareler ve geniz yakan o ağır koku olduğunu dile getiriyor. Vatandaş, ‘Ekmek almaya çıkamıyoruz’ diyerek durumun vahametini özetliyor. Ankara’daki resmi yazışmalarda ‘hijyen koşullarının ihlali’ olarak geçen bu durum, mahallelinin günlük hayatını bir kabusa çevirmiş durumda.
Süreç Nasıl İlerleyecek? 5 Günlük Kritik Viraj
Bugün gerçekleştirilen son incelemede, ekipler tarafından bir orta yol bulundu. Dairelerden birinde olağanüstü bir durum görülmezken, diğer dairedeki paketlenmiş kutuların ve torbaların boşaltılması için ev sahibine 5 günlük bir süre tanındı. Eğer bu süre zarfında mülk sahibi gereken temizliği yapmazsa, belediye ekipleri mahkeme kararına istinaden tekrar devreye girecek.
Bu vaka, şehir hayatında komşuluk hukukunun ve yerel yönetimlerin müdahale yetkisinin sınırlarını yeniden tartışmaya açıyor. Bakalım önümüzdeki 5 gün sonunda o bina gerçekten nefes alabilecek mi, yoksa yeni bir mahkeme kararıyla süreç tekrar mı kilitlenecek? Ankara’dan bakınca bu durum tam bir ‘yetki karmaşası’ gibi görünse de, Avcılar’daki vatandaşın tek derdi pencerelerini gönül rahatlığıyla açabilmek.






