MENÜ
23 Haziran 2026 Salı
DOLAR 46,4826 ▲ %0,03
EURO 53,1330 ▼ %0,03
ALTIN 6.147,26 ▼ %1,84

Atina’nın Müftü Oyunu: Batı Trakya’da Hak İhlali!

Lozan’ın Tozlu Rafları ve Atina’nın İnatçılığı

Demokrasinin beşiği olmakla övünen bir coğrafyada, seçme ve seçilme hakkının böylesine ince bir işçilikle budanması ancak usta bir ironinin konusu olabilir. Batı Trakya’da yıllardır süregelen ‘müftülük krizi’, Yunanistan’ın uluslararası hukuku ve Lozan Barış Antlaşması’nı görmezden gelme konusundaki ısrarının en somut örneği haline geldi. Dışişleri Bakanlığı’ndan yükselen son ses, sadece diplomatik bir uyarı değil; aynı zamanda bir halkın dini ve kültürel özerkliğine vurulan prangaların ifşası niteliğinde.

Yunanistan yönetimi, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın kendi dini liderlerini seçme iradesini bir türlü kabullenemiyor. Geçmişte Dimetoka’da denenen ve ‘seçim’ adı altında sunulan tayin süreci, şimdi Rodop ve İskeçe illerine sıçratılmak isteniyor. Bu noktada sormak gerekiyor: Halkın seçmediği, toplumun içine sinmeyen bir dini liderin meşruiyeti neye dayanır? Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında da vurgulandığı üzere, bu ‘tayinli’ yaklaşım, azınlık temsilcileriyle hiçbir istişare yapılmadan, adeta tepeden inme bir kararla dayatılıyor.

Sandıktan Korkmak: Demokrasi Nerede Başlar?

Lozan Barış Antlaşması, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın haklarını uluslararası güvence altına alırken, bu hakların başında dini özerklik geliyordu. Ancak Atina, bu özerkliği bir ‘devlet memurluğu’ statüsüne indirgeme çabasında. Kendi seçtikleri müftüleri tanımayan bir devletin, azınlık haklarından bahsetmesi ise tam bir paradoks. Bakanlık, uluslararası toplumun dikkatini bu haksızlığa çekerken aslında şunu söylüyor: Bir azınlığın en temel dini hakkını elinden alarak modern bir Avrupa devleti iddiasını sürdüremezsiniz.

Yunan makamlarının bu ısrarcı tutumu, bölgedeki Türk varlığını kültürel ve dini açıdan asimile etme arzusunun bir dışa vurumu olarak yorumlanıyor. Kendi vatandaşlarının oylarına güvenmeyen bir yönetim anlayışı, sadece azınlık haklarını ihlal etmekle kalmıyor, aynı zamanda kendi demokratik değerlerini de yerle bir ediyor. Müftülük makamı, sadece bir dini temsil makamı değil; aynı zamanda azınlığın kimliğini simgeleyen bir kaledir.

İlişkilerde Yeni Bir Çıkmaz Sokak

Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkilerin hassas dengesi, bu tür baskıcı uygulamalarla her geçen gün daha da sarsılıyor. Dışişleri, Yunan makamlarını ‘yanlış yoldan geri dönmeye’ çağırırken, aslında ikili ilişkilerin geleceğine dair bir yol haritası da sunuyor. Soydaşlarımıza yönelik bu sistemli baskı son bulmadan, Ege’nin iki yakasında gerçek bir bahar havasının esmesi pek de mümkün görünmüyor.

Ankara, ahdi yükümlülüklerini hatırlatarak bu sürecin takipçisi olacağını net bir dille ilan etti. Şimdi top Atina’da: Ya hukuka ve azınlık iradesine saygı duyacaklar ya da uluslararası arenada haksızlıklarını savunmaya devam edecekler. Batı Trakya Türk Azınlığı’nın mücadelesi, sadece bir müftü seçme meselesi değil, bir varoluş ve saygı görme meselesidir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir