İstanbul’un Arnavutköy ilçesi, gece yarısı sessizliğini bozan ve toplumsal vicdanı derinden yaralayan feci bir kadın cinayetiyle sarsıldı. İslambey Mahallesi, Sokullu Mehmet Caddesi üzerinde yer alan dört katlı binanın üçüncü katı, 32 yaşındaki Filiz Şağbangül’ün yaşam mücadelesine veda ettiği dehşet dolu dakikalara tanıklık etti. Henüz bilinmeyen bir nedenle başlayan tartışmanın, bir cinnet sarmalına dönüşmesi sonucu genç kadının hayatı, eşi olduğu iddia edilen Kıyasettin Şağbangül tarafından sonlandırıldı. Bu vaka, sadece bir adli olay değil, aynı zamanda üç masum çocuğun geleceğinin karardığı sosyolojik bir trajedi olarak kayıtlara geçti.
Olayın vahametini artıran en temel unsur, saldırının yaşları 12’den küçük olan üç çocuğun gözleri önünde gerçekleşmiş olmasıdır. Gece saat 01.00 sularında yükselen çığlıklar üzerine olay yerine intikal eden polis ve sağlık ekipleri, ne yazık ki Filiz Şağbangül’ün cansız bedeniyle karşılaştı. Defalarca bıçak darbelerine maruz kalan genç kadının olay yerinde hayatını kaybettiği kesinleşirken, failin olay yerinden kaçma girişimi ve ardından sergilediği tutumlar, kriminolojik açıdan üzerinde durulması gereken bir profil ortaya koyuyor.
Dehşetin Tanığı Üç Masum Çocuk: Psikolojik Yıkımın Boyutu
Haberin en trajik boyutunu oluşturan çocuklar, devletin şefkatli kollarına emanet edilerek koruma altına alındı. Ancak uzmanlar, bu denli ağır bir şiddete tanıklık eden çocukların yaşayacağı travmanın etkilerinin ömür boyu sürebileceği konusunda uyarıyor. Sosyologlar ve çocuk psikologları, aile içi şiddetin bizzat tanığı olan bireylerin, ileride şiddeti kanıksama veya derin depresyon süreçleri yaşama riskinin yüksek olduğunu belirtiyor. Toplumun en küçük birimi olan ailenin böylesine parçalanması, sosyal dokumuzda açılan yaranın derinliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Çocukların polis merkezi gözetiminde başlayan yeni hayatları, bir annenin yokluğuyla şekillenecek hüzünlü bir hikâyeye dönüştü.
Soğukkanlı Firar ve Adalet Arayışı: Kamera Kayıtları Ne Söylüyor?
Cinayet sonrası şüpheli Kıyasettin Şağbangül’ün binadan ayrıldığı anlar, bölgedeki bir iş yerinin güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntülerde dikkat çeken en çarpıcı detay, failin sokakta ilerlerken sergilediği inanılmaz soğukkanlılık oldu. Bir hayatı sonlandırmış olmanın ağırlığından uzak görünen bu tavır, şiddetin failler üzerindeki hissizleşme etkisini de tartışmaya açıyor. Kısa bir süre sonra polise teslim olan şüphelinin sorgusu devam ederken, İstanbul Emniyeti olayla ilgili çok yönlü bir soruşturma yürütüyor. Toplumun her kesiminden yükselen ortak ses ise aynı: Kadına yönelik şiddetin son bulması için sadece yasaların değil, zihniyetlerin de değişmesi gerekiyor. Filiz Şağbangül’ün ardından geriye kalan üç yetim çocuk, bu değişimin ne kadar acil ve kaçınılmaz olduğunun en acı kanıtı olarak duruyor.





