Antalya’nın kentsel hafızasında derin izler bırakan ve kamuoyunda ‘Meltem Davası’ olarak bilinen 70 yıllık mülkiyet ihtilafı, hukuk tarihine geçecek yeni bir safhaya evrildi. Kentin en kıymetli lokasyonlarını kapsayan 2 milyon 400 bin metrekarelik devasa alanda hak iddia eden mirasçılar, yıllardır süregelen tazminat arayışlarını bir kenara bırakarak doğrudan ‘tapu iptali’ hamlesini başlattı. Bu hamle, sadece milyarlarca liralık bir mülkiyet değişimini değil, aynı zamanda Türkiye’nin mülkiyet hukuku ve kamulaştırma pratiklerinin de sorgulanmasını beraberinde getiriyor.
Hukuki Çıkmazdan Mülkiyet Taarruzuna: Neden Şimdi?
Hacı Bekirzade Mehmet Ağa ve Arap Süleyman’ın mirasçıları adına yirmi yılı aşkın süredir hukuki mücadeleyi yürüten Avukat Necati Yılmaz, strateji değişikliğinin temelinde yatan acı gerçeği ‘komik tazminat bedelleri’ olarak özetliyor. 2019 yılında yürürlüğe giren Kamulaştırma Yasası’ndaki düzenlemeler ve Anayasa Mahkemesi’nin bu süreçteki tutumu, mülk sahiplerini mülkiyetin reel değerinden koparan bir noktaya sürükledi. Kazanılan tazminatların bugünkü piyasa değerinin 1500’de birine tekabül etmesi, mülkiyet hakkının özüne dokunan bir adaletsizlik olarak nitelendiriliyor.
Avukat Yılmaz’ın vurguladığı ‘yolsuz tescil’ iddiası, davanın en can alıcı noktasını oluşturuyor. 1950’li yıllardan itibaren turizm ve kamu yatırımları gerekçesiyle yapılan kamulaştırmaların, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) nezdinde ‘usulsüz’ bulunması, mirasçılara tapuları geri isteme hakkını tanıyan hukuki bir kapı araladı. Mülkiyetin Arsa Ofisi’nden Hazine’ye, oradan da 2017 yılında Türkiye Varlık Fonu’na devredilme süreci, mirasçılar tarafından ‘zincirleme bir hukuksuzluk’ olarak görülüyor.
Kent Hafızası ve Milyar Dolarlık Taşınmazların Geleceği
Dava konusu olan alanlar, Antalya’nın sadece ekonomik değil, sosyal ve kültürel akciğerlerini de kapsıyor. 5 yıldızlı üç büyük otelin yanı sıra, kentin prestij simgeleri olan Cam Piramit Kent Parkı’nın 64 bin metrekarelik kısmı ile Beach Park içerisindeki 13 bin 500 metrekarelik alanın tapu iptali isteniyor. Toplamda 192,5 dönümlük bir araziden bahsedilirken, bölgedeki rayiç bedellerin metrekare başına 100 bin TL sınırına dayanması, uyuşmazlığın ekonomik büyüklüğünü milyarlarca liralık bir ölçeğe taşıyor.
Uzman görüşlerine göre, bu davanın sonucu Türkiye’deki yatırım iklimi ve mülkiyet güvenliği açısından kritik bir emsal teşkil edecek. Eğer mahkeme ‘yolsuz tescil’ gerekçesiyle tapu iptali kararı verirse, kamu mülkiyetindeki stratejik alanların özel mülkiyete geri dönüşü süreci başlayacak. Bu durumun belediyecilik hizmetlerinden turizm işletmelerine kadar geniş bir yelpazede kaotik sonuçlar doğurabileceği, ancak mülkiyet hakkının kutsallığı ilkesi gereği adaletin tecellisinin kaçınılmaz olduğu vurgulanıyor. Antalya, şimdi yargıdan gelecek ve kentin çehresini sonsuza dek değiştirebilecek o kararı bekliyor.






