MENÜ
02 Haziran 2026 Salı
DOLAR 45,9348 ▲ %0,06
EURO 53,5115 ▲ %0,09
ALTIN 6.630,04 ▲ %0,16

Ankara’dan Dünyayı Sarsacak Analiz: Büyük Planın Kodları Çözülüyor

Küresel Dengelerde Eksen Kayması ve Yeni Arayışlar

Uluslararası sistemin çatırdadığı, eski ittifakların güven vermediği bir dönemden geçiyoruz. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un Zagreb ve Bükreş temaslarının ardından yaptığı açıklamalar, aslında perde arkasında nelerin döndüğüne dair çok ciddi ipuçları barındırıyor. Türkiye’nin ilk kez katıldığı ‘Üç Deniz Aşırı Girişimi’ toplantısı, sadece diplomatik bir temas değil; NATO ve Avrupa Birliği’nin işlevsizleştiği bir dünyada, ülkelerin kendi güvenlik ve ticaret havzalarını oluşturma çabasının bir dışa vurumudur. Kurtulmuş’un ‘NATO ve AB eskisi gibi değil’ vurgusu, yıllardır süregelen batı merkezli düzenin artık miadını doldurduğunu ve yeni bir güç merkezinin doğduğunu teyit eder nitelikte.

Terörsüz Türkiye Projesi: Sadece Bir Güvenlik Meselesi Mi?

Türkiye’nin son dönemde hız verdiği ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi, kamuoyuna sadece bir operasyonel süreç gibi yansıtılsa da, aslında çok daha derin bir jeopolitik hamlenin parçası. 1992’de Irak’ın işgaliyle başlayan süreçten bu yana bölgede etnik ve mezhebi fay hatlarının nasıl kışkırtıldığını hepimiz izledik. Kurtulmuş’un altını çizdiği üzere, Türkiye 103 yıllık tarihinin yarısını terör gölgesinde geçirerek enerjisini içeride harcamaya zorlandı. Peki, neden şimdi bu mesele kökten çözülmek isteniyor? Çünkü bölge daha büyük bir fırtınaya gebe. Türkiye, içerideki ‘yumuşak karnını’ kapatarak, dışarıdan gelecek büyük dalgalara karşı bağışıklık sistemini güçlendiriyor. TBMM’deki siyasi partilerin ortak raporda buluşması, bu işin sadece bir hükümet politikası değil, bir devlet aklı olduğunu gösteriyor.

Mezopotamya Üzerindeki Kara Bulutlar: Arz-ı Mevud Paranoyası

Bölgedeki en büyük risk faktörü şüphesiz ki İsrail’in durdurulamayan saldırganlığı. Ancak burada dikkat çeken bir ayrıntı var: ABD ve İsrail’in ajandaları her zaman örtüşmüyor. ABD, İran’ı çevreleyip nükleer kapasitesini dizginlemeye çalışırken; İsrail’in ‘Arz-ı Mevud’ hayaliyle, yani dini referanslı bir genişleme politikasıyla hareket etmesi, rasyonel siyasetin dışına çıkıldığını gösteriyor. Kurtulmuş’un bu durumu ‘mesiyanik bir paranoya’ olarak tanımlaması, bölgedeki savaşın sadece toprak kavgası olmadığını, metafizik bir motivasyonla körüklendiğini gözler önüne seriyor. Bu ham hayal, bölge ülkelerinin egemenlik haklarını hiçe sayarken, aslında küresel sistemi de uçuruma sürüklüyor.

Petrol Savaşları ve Küresel Ekonominin Çöküş Riski

Sürecin görünmeyen bir diğer kahramanı ise enerji fiyatları. Petrolün 120 dolar bandını aşması, sadece bizim cebimizi değil, devasa dünya ekonomilerini de sarsıyor. Kurtulmuş’un uyarısı net: Eğer bu gerilim bir müzakere masasıyla sonuçlanmazsa, dünyanın en büyük ekonomileri bile bu yükü finanse edemeyecek ve ‘hak ile yeksan’ olacaktır. Türkiye burada bir yandan stratejik savunmasını güçlendirirken, diğer yandan bölgesel bir arabulucu olarak masayı kurmaya çalışıyor. Çünkü biliyoruz ki, bölgedeki huzursuzluktan beslenen ‘üst akılların’ aksine, Türkiye’nin bekası bu coğrafyanın istikrarından geçiyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir