MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9752 ▲ %0,01
EURO 53,5833 ▲ %0,40
ALTIN 6.616,40 ▲ %0,95

Ankara’da Vahşet: 15 Suç Kaydıyla Serbestti!

Sokaktaki Tehlike: Denetimli Serbestlik mi, Denetimsiz Şiddet mi?

Sokaklar artık güvenli değil cümlesi bir klişe değil, Ankara’nın göbeğinde tescillenen acı bir gerçek. Altındağ ilçesi Ulucanlar Caddesi’nde yaşananlar, adaletin terazisinin nerede şaştığını bir kez daha yüzümüze çarptı. 15 ayrı suç kaydı bulunan bir şahsın, elini kolunu sallayarak sokakta gezmesi ve savunmasız bir vatandaşı dakikalarca darbetmesi, sadece bir asayiş olayı değil; sistemin çürümüşlüğünün açık bir ilanıdır.

4 Dakikalık İşkence ve Gasp Dehşeti

Olayın detayları kan dondurucu. Serkan Aytaç isimli şahıs, kaldırımda güçlükle yürüyen Zafer Savun’un önünü kesip para istedi. Almadığı her saniye için şiddetin dozunu artıran saldırgan, yaşlı adamı yumruklayarak yere serdi. Güvenlik kameralarına yansıyan o anlarda, saldırganın soğukkanlılığı dikkat çekiyor. Yere düşürdüğü mağdurun cebinden cüzdanını çıkarıp, içindeki 7 bin lirayı adeta bir market kasasında para sayar gibi sayması, suçun nasıl sıradanlaştığını gösteriyor. Mağdurun ‘Bırak artık, başka yok’ feryatları bile bu caniyi durdurmaya yetmedi. Tam 4 dakika boyunca süren tekme ve yumruklu saldırı, bir insanın hayatına kastetmenin ne kadar kolay hale geldiğinin kanıtı.

15 Suç Kaydı ve Adaletin Kapalı Gözleri

Asıl sorulması gereken soru şu: Bir insanın suç makinesine dönüşmesi için daha kaç kayıt gerekiyor? 15 suç kaydı olan bir şahıs neden hala toplumun içinde, savunmasız insanların arasında dolaşıyor? Bu olay, Türkiye’deki infaz yasalarının ve cezasızlık algısının ne boyuta ulaştığını tartışmaya açmak zorunda. Suç işlemeyi alışkanlık haline getirenlerin ‘nasıl olsa çıkarım’ özgüveniyle hareket etmesi, masum vatandaşın can güvenliğini hiçe sayıyor. Polis tarafından yakalanıp tutuklanması bir teselli gibi görünse de, Zafer Savun’un yaşadığı travmanın ve o 4 dakikalık cehennemin bedelini kim ödeyecek?

Korku İklimi ve Toplumsal Duyarsızlık

Görüntülerde dikkat çeken bir başka detay ise yoldan geçenlerin durumu. Saldırganın ‘Yürü git buradan’ diyerek korkuttuğu bir vatandaşın olay yerinden uzaklaşması, toplumun içine itildiği korku iklimini özetliyor. İnsanlar yardım etmek istese dahi, karşılarındaki ‘suç makinesi’ profilinden çekiniyor. Bu duyarsızlık değil, bir hayatta kalma içgüdüsüdür ve bu içgüdü bir toplumu ayakta tutan ‘birlikte yaşama’ iradesini yok eder. Ankara’daki bu saldırı, bireysel bir suçtan öte, sokaktaki güvenliğin nasıl pamuk ipliğine bağlı olduğunun acı bir vesikası olarak kayıtlara geçti.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir