Başkent Ankara’nın seçkin diplomatik çevreleri ve sivil toplum liderleri, tarihin en derin yaralarından biri olan Hocalı Soykırımı’nı anmak üzere son derece vakur bir törende bir araya geldi. Türkiye-Azerbaycan Dostluk, İşbirliği ve Dayanışma Vakfı (TADİV) ile Azerbaycan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği tarafından düzenlenen bu anlamlı program, sadece geçmişin yasını tutmakla kalmadı, aynı zamanda bölge barışı için atılması gereken adımları da gündeme taşıdı. Fotoğraf sergisiyle başlayan etkinlikte, katılımcılar tarihin sessiz tanıklığına eşlik ettiler.
Programa cemiyet ve siyaset dünyasından çok sayıda önemli isim katıldı. TADİV Yönetim Kurulu Başkanı Aygün Attar’ın ev sahipliğindeki törende; Kamu Başdenetçisi Mehmet Akarca, Türkiye-Azerbaycan Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım, CHP Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın ile Azerbaycan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Dr. Rashad Memmedov gibi isimler hazır bulundu. Ankara’nın bürokratik kalbinde gerçekleşen bu buluşma, iki kardeş ülke arasındaki sarsılmaz bağların bir kez daha altını çizdi.
Tarihin Sessiz Çığlığı: Hocalı’nın Kalbi Ankara’da Attı
Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkanı görevini de yürüten Prof. Dr. Aygün Attar, törende yaptığı konuşmada Hocalı’nın özgürleşmesinin yaralara bir nebze merhem olduğunu ancak acının hafızalardan silinmediğini ifade etti. Attar, “Hocalı bugün özgür ancak her sokağında o felaketin hikayesi var. Biz bu acıyı, bir daha yeni Hocalılar, Srebrenitsalar ve Gazzeler yaşanmasın diye anıyoruz” diyerek insanlık onurunun önemine vurgu yaptı. Etnik ve dini kimliği nedeniyle hiç kimsenin hedef alınmaması gerektiğini hatırlatan Attar, sosyolojik yaraların kapanması için hafızanın taze tutulması gerektiğini belirtti.
Ankara gibi uluslararası diplomasinin merkezi olan bir kentte bu tür etkinliklerin düzenlenmesi, küresel kamuoyuna verilen mesajın etkisini artırmaktadır. Türkiye’de bu tür anma programları, 1948 tarihli Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi çerçevesinde, uluslararası hukukun bir gereği olarak da değerlendirilmektedir. Adli ve hukuki süreçlerin yanı sıra, bu tür sivil inisiyatifler, toplumsal bilincin gelişmesine ve benzer insanlık suçlarının önlenmesi için gereken kolektif iradenin oluşmasına büyük katkı sağlamaktadır.
Kafkasya’da Barışın Anahtarı: Hazmedilen Acılar Ve Gelecek
Azerbaycan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Dr. Rashad Memmedov, konuşmasında oldukça rasyonel ve barışçıl bir perspektif sundu. Hocalı’da sadece Türk ve Müslüman oldukları için katledilen insanların acısını taşıdıklarını belirten Memmedov, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan düzene rağmen dünyanın farklı yerlerinde benzer acıların yaşanmaya devam ettiğini hatırlattı. Büyükelçi, “Cumhurbaşkanımız İlham Aliyev önderliğinde topraklarımızı kurtardık ancak asıl mesele bu barışı kalıcı kılmaktır. Biz barışın Kafkasya’ya gelmesi için bu büyük acıyı hazmedip ileriye bakmak mecburiyetindeyiz” ifadeleriyle barışın zor ama elzem bir yol olduğunu dile getirdi.
Kafkasya coğrafyası, tarih boyunca stratejik geçiş yolları üzerinde bulunması sebebiyle pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış ancak aynı zamanda çatışmaların da odağı olmuştur. Günümüzde, bu bölgede istikrarın sağlanması sadece bölge ülkeleri için değil, küresel enerji ve lojistik hatlarının güvenliği için de kritiktir. Türkiye’nin bölgedeki arabulucu ve dengeleyici rolü, olası yeni krizlerin önlenmesinde ve barış sürecinin tahkim edilmesinde en önemli güvence olarak görülmektedir. Bu anma programı, geçmişten alınan derslerin geleceğin inşasında nasıl bir rehber olması gerektiğini bir kez daha kanıtlamış oldu.






