İstanbul’un Kalbi Silivri’de Atıyor: Hukuk Savaşının Perde Arkası
Hukuk devletinin temelleri sarsılıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında avukatlar, savcılığın soruşturma yöntemlerini ve delil kabul ettiği unsurları yerle bir eden iddialarla mahkeme salonunu adeta bir meydan muharebesine çevirdi. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 407 sanıklı davanın 15. celsesinde, savunma makamından gelen sözler, hukuki süreçten çok, ülkedeki adalet algısının geleceğine dair kaygıları körükledi.
“Anayasa Mahkemesi Kararlarına İtibar Edilmiyor” İtirafı
Duruşmanın en çarpıcı anlarından biri, iş insanı Murat Kapki’nin muhasebecisi Sinan Sepetçi’nin avukatı İbrahim Burak Eskici’nin beyanları oldu. Eskici, savcılıkla itirafçı arasında husumet bulunduğunu ileri sürerek, “Söylemezsen tutuklarım” baskısıyla delil üretildiğini iddia etti. Ancak daha da sarsıcı olan, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına dahi saygı gösterilmediği tespitiydi. Avukat Eskici, “4 kere Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapmak zorunda kaldık. Ancak ne yazık ki bu topraklarda Anayasa Mahkemesi kararlarına itibar edilmiyor” sözleriyle, yargı hiyerarşisinin nasıl hiçe sayıldığını gözler önüne serdi. Bu, davanın sadece İBB ile ilgili değil, temel hak ve özgürlüklerin güvencesi olan yüksek yargı organlarının otoritesinin dahi sorgulandığı bir siyasi hesaplaşmaya dönüştüğünü gösteriyor.
Özel Şirketi Örgüt Üyeliği Saymak
Davada ele alınan en kritik noktalardan biri, İBB’ye bağlı Kültür A.Ş. üzerinden kurulan “örgüt üyeliği” iddiasıydı. Tutuklu sanık Erdinç Çolak’ın avukatı Ayhan Çelik, savcılığın “bir koyundan 4-5 tane post çıkarma peşine düştüğünü” ifade ederek, suçlamanın mantıksızlığını ortaya koydu. Avukat Çelik, Türk Ticaret Kanunu’na göre kurulmuş özel bir şirket olan Kültür A.Ş.’nin yasal hiyerarşisini, pay sahipliği ilişkisini dayanak göstererek, bunun ‘örgüt üyeliği’ şeklinde yorumlanmasının hukuken hatalı olduğunu savundu. İBB’nin Kültür A.Ş.’ye sadece yüzde 99.87 oranında pay sahibi olması nedeniyle kurulan ilişkinin, illegal bir yapılandırma olarak görülmesi, davanın hukuki dayanağını tartışmalı hale getirdi.
HTS Kayıtları Kanıt Olabilir mi? Hukukçular Tartışıyor
Duruşmanın en can alıcı teknik savunması, İBB Muhtarlık İşleri Daire Başkanı Yavuz Saltık’ın avukatı Hasan Şahin’den geldi. Avukat Şahin, soruşturmanın temel delilleri arasında yer alan HTS kayıtlarının (telefon sinyal verileri) somut kanıt olmadığını ileri sürdü. Şahin, HTS kayıtlarının Beylikdüzü’nde olan bir kişiyi aynı anda Büyükçekmece’de gösterebilecek kadar yanıltıcı olduğunu belirtti. Avukat, iddialarını o kadar kesin bir dille ortaya koydu ki, “HTS somut kayıt diyen bir tane Yargıtay kararı çıksın, mesleği bırakırım” diyerek mahkeme heyetine meydan okudu. Bu çıkış, savcılığın en güçlü delil olarak sunduğu HTS kayıtlarının güvenilirliğini temelden sarsma potansiyeli taşıyor. Eğer HTS kayıtları, iddia edildiği gibi hatalıysa, tüm soruşturmanın baştan aşağı yeniden değerlendirilmesi gerekebilir.






