Üniversite Hastanesinde Hayalet Cihaz Skandalı
Tıp dünyası, insan hayatının en ince çizgide yürüdüğü, güvenin ise sarsılmaz olması gereken bir kale olarak görülür. Ancak Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde yaşananlar, bu kalenin surlarında açılan derin çatlakları gözler önüne seriyor. 32 yaşındaki Gülşah Gizem Angı’nın hayatını kaybettiği operasyon, sadece bir tıbbi hata değil, bir sistemin iflas hikayesine dönüşmüş durumda. Mahkeme dosyasına giren son evraklar, skandalın boyutunu ‘hayalet cihaz’ noktasına taşıdı. Rektörlükten gelen resmi yazıya göre, ameliyatta kullanılan histeroskopi cihazı hastane envanterinde bile yok. Kaydı olmayan, kimin getirdiği bilinmeyen bir cihazın, bölge hastanesi gibi bir kurumda ameliyathaneye sızması, güvenliğin sadece kağıt üzerinde kaldığını kanıtlıyor.
Bir Hizmetli Ameliyatın Seyrini Nasıl Değiştirdi?
Hastanelerin en steril ve en profesyonel alanı olması gereken ameliyathanede, tıbbi yetkinliği olmayan bir personelin cihazın kontrol düğmelerine dokunduğu iddiası kan donduruyor. Anestezi uzmanlarının ifadelerine göre, ‘Durmuş Ali’ isimli hizmetli personel, rahim içinin daha net görülmesi amacıyla cihazdaki ‘flush’ düğmesine defalarca bastı. Bu durum, sadece saniyeler içinde hastanın vücuduna tonlarca basınçlı sıvı girmesine neden oldu. Uzmanlık gerektiren bir operasyonda, cerrahi ekibin bir hizmetli personelden ‘yardım’ alması ya da onun müdahalesine göz yumması, profesyonelliğin nerede bittiğini ve ihmalin nerede başladığını sorgulatıyor. Modern tıp dünyasında ‘unvanların’ arkasına saklanan bu büyük boşluk, genç bir kadının hayatına mal oldu.
27 Litre Sıvı ve Akciğerlerin İflası
Normal şartlarda bir operasyonda vücuda verilen sıvı miktarı 2-3 torba ile sınırlıyken, Gülşah’ın bedenine tam 27 bin mililitre, yani 27 litre sıvı yüklendiği kayıtlara geçti. Bu miktar, bir insanın fizyolojik olarak kaldırabileceği sınırların çok ötesinde bir yıkımı ifade ediyor. Anestezi ekibinin dehşet dolu ifadeleri, o anları tüm çıplaklığıyla yansıtıyor: ‘Ciğerler su doluydu, kulaklardan kan geliyordu.’ Bir insanın akciğerlerinin suyla dolup iflas etmesi, basit bir ‘komplikasyon’ olarak açıklanamaz. Bu, bilinçli bir körlük ve kontrol mekanizmasının tamamen devre dışı kalmasıdır. Cerrahın ‘Hay Allah, keşke bilmediğim bu cihazı kullanmasaydım’ dediği iddiası ise tıp etiğinin en karanlık noktasıdır.
Adalet Mücadelesinde Yeni Perde: 1 Haziran Kritik Tarih
Gülşah Gizem Angı’nın ailesi, üniversitenin ‘soruşturmaya yer yok’ kararına rağmen pes etmedi ve hukuk mücadelesini kazandı. Antalya 3. İdare Mahkemesi, idarenin kusurlu olduğuna hükmederek 2 milyon TL tazminata karar verdi. Ancak bu tazminat, giden canı geri getirmediği gibi, sorumluların cezai olarak hesap vermesini de tam anlamıyla sağlamış değil. Şimdi gözler, İstanbul Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu’ndan gelecek nihai raporda. 1 Haziran 2026 tarihinde görülecek yeni duruşmada, 27 litrelik sıvı yüklemesinin ve envanter dışı cihazın ölümle olan bağı tescillenecek. Bu dava, Türkiye’de sağlık sistemindeki denetimsizlik ve ‘doktor dokunulmazlığı’ algısının kırılması için sembolik bir önem taşıyor. Kendiyle yüzleşen bir sistem mi göreceğiz, yoksa üstü örtülen bir dosya daha mı eklenecek, hep birlikte izleyeceğiz.






