MENÜ
22 Haziran 2026 Pazartesi
DOLAR 46,4668 ▲ %0,03
EURO 53,1468 ▼ %0,30
ALTIN 6.254,27 ▲ %0,79

Akyazı’da Okul Bahçesinde Şiddet Dehşeti: Hamile Kadın Neden Sustu?

Akyazı’nın Hastane Mahallesi, dün insanlık adına utanç verici bir tabloya ev sahipliği yaptı. Gencecik, üstelik karnında bir can taşıyan bir kadın, en masum mekânlardan biri olan bir ilkokulun bahçesinde çaresizce yardım çığlıkları attı. Eşinden gördüğü şiddetin dayanılmaz ağırlığı altında ezilen hamile kadın, etraftaki vatandaşların merhametine sığındı. Bu yürek burkan anlar, vicdan sahibi herkesi derinden sarstı.

Vatandaşların ani müdahalesi, zalimce saldıran şahsı olay yerinden uzaklaştırmaya yetti. Ancak sadece uzaklaştırmak yetmiyor, zira şiddetin gölgesi uzun ve karanlık. Durum hemen 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirildi. Kısa sürede olay yerine ulaşan sağlık ve polis ekipleri, bir yanda çaresiz kadına uzanırken, diğer yanda bu utanç verici olaya karışan şüpheliyi gözaltına aldı. Her şey normal prosedüründe ilerliyor gibi görünüyordu; mağdur, faile karşı hukuk önünde hakkını arayacaktı… Ama öyle olmadı.

Toplumsal Bir Yüzleşme: Şikayetsiz Kalan Çığlık

Korkunç olayın ardından hem şüpheli şahıs hem de hamile eşi, ifadeleri alınmak üzere karakola götürüldü. Ancak polisten gelen bilgi, adeta beynimizde şimşekler çaktırdı: Hamile kadın, eşinden şikayetçi olmadı! Bu cümle, sadece adli bir kayıt değil, aynı zamanda Türkiye’nin kanayan yaralarından birinin, kadına yönelik şiddetin ne denli derinlere kök saldığını, ne yazık ki sessiz çığlıklarla sürdüğünü gösteren acı bir gerçektir.

Peki, bir kadın, üstelik hamilelik gibi en hassas döneminde, kendisini böyle bir dehşetin ortasında bulan bir kadın, neden şikayetçi olmaz? Bu sorunun cevabı, maalesef tek bir boyutu içermiyor. Genellikle şiddet döngüsünün karmaşık labirentinde kaybolmuş mağdurlar, ekonomik bağımlılık, çocuklarının geleceği endişesi, toplumsal baskı, aile içi meselelerin ‘dışarıya sızmaması’ gerektiği inancı gibi birçok faktörün esiri olurlar. Birçoğu, şikayetçi olduklarında durumun daha da kötüleşeceğinden, daha büyük bir intikam döngüsüne gireceğinden korkar. Sistemin yetersiz koruyuculuğu ve takip mekanizmalarının zayıflığı da bu korkuyu perçinler.

Sessizliğin Ardındaki Çaresizlik ve Toplumun Sorumluluğu

Bu olayda olduğu gibi, kamusal alanda, bir okul bahçesinde yaşanan bu dehşet, çevredeki vatandaşların duyarlılığı sayesinde kısmen engellense de, sonrasında gelen şikayet vazgeçimi, meselenin sadece anlık bir müdahaleyle çözülemeyeceğini acı bir şekilde ortaya koyuyor. Kadınların maruz kaldığı şiddet, asla bireysel bir mesele değildir; bu, tüm toplumu derinden sarsan, vicdanları kanatan, geleceğimizi tehdit eden yapısal bir sorundur.

Bir kez daha görüldü ki, sadece yasalara sığınmak yetmiyor. Toplum olarak her bir ferdimizin, bu tür olaylar karşısında kayıtsız kalmaması, sadece anlık bir yardım eli uzatmakla kalmayıp, şiddetin köklerini kurutacak bilinçlenme ve farkındalık çabalarının bir parçası olması gerekiyor. Hamile bir kadının okul bahçesinde can havliyle yardım istemesi, hepimizin aynaya bakıp ‘Neyi yanlış yapıyoruz?’ diye sorması gereken bir dönüm noktasıdır. O kadın neden sustu? Belki de sistemin ona yeterince güven vermemesinden, belki de yalnız bırakılmaktan korktuğu için… Bu sorunun cevabı, hepimizin omuzlarında ağır bir yük olarak duruyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir