Dört Günlük Belirsizlik İmamağa’da Son Buldu
Adıyaman günlerdir nefesini tutmuş, İmamağa Mahallesi’nden gelecek bir haberi bekliyordu. Yaklaşık 4 gün önce ailelerinin emniyet birimlerine yaptığı kayıp ihbarıyla başlayan endişeli bekleyiş, 1904 Sokak üzerinde park halindeki bir aracın camından içeri bakılmasıyla trajik bir şekilde sona erdi. Ancak bu son, toplumsal bir yaranın verilerle sabitlenmiş acı bir tablosundan başka bir şey değil. Kayıp iki genç, araç içerisinde madde kullanımının etkisiyle bilincini yitirmiş bir halde bulundu. Çevredeki vatandaşların dikkati sayesinde fark edilen durum, hemen sağlık ve polis ekiplerine bildirildi. Olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan gençlerin durumu, aslında buz dağının sadece görünen kısmını oluşturuyor.
Neden Kaybediyoruz: Sokak Arasındaki Sessiz Çöküş
Bir analist gözüyle bakıldığında, bu olay sadece bir asayiş vakası değil, ‘neden kaybediyoruz’ sorusunun en yalın cevabıdır. Rakamlar ve saha gözlemleri bize şunu söylüyor: Gençlerin sosyal çevreden tamamen kopup, kapalı bir araç içine hapsolarak maddeye sığınması, denetim mekanizmalarının ve önleyici sosyal politikaların ulaştığı son noktayı gösteriyor. Eğer bir şehirde gençler, dört gün boyunca şehrin merkezinde bir araç içerisinde baygın kalabiliyor ve bu durum ancak dördüncü günün sonunda fark ediliyorsa, burada ciddi bir takip ve gözetim zafiyeti var demektir. Park halindeki bir araç, bir genç için çıkış yolu veya sığınak haline gelmişse, orada sadece bireysel bir hata değil, bir ‘mekansızlık’ ve ‘geleceksizlik’ krizi yaşanıyor demektir.
Soruşturmanın Ötesindeki Acı Gerçekler
Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki yoğun bakım servisleri, şu an sadece bu iki gencin sağlığına kavuşmasını beklemiyor; aynı zamanda bir neslin sessizce elden kayışına tanıklık ediyor. Emniyet güçlerinin başlattığı geniş çaplı soruşturma, şüphesiz ki maddenin kaynağına ve tedarik zincirine odaklanacaktır. Fakat madalyonun diğer yüzünde, gençleri 4 gün boyunca sokaklarda, dar sokak aralarında ve araç içlerinde yalnız bırakan toplumsal ilgisizlik yatıyor. İşsizlik oranlarının genç nüfus üzerindeki psikolojik baskısı ve sosyal donatı alanlarının yetersizliği, bu tür trajedilerin zeminini hazırlayan en temel istatistiksel verilerdir. İşte tam da bu yüzden kaybediyoruz; gençleri sosyal hayatın merkezine çekmek yerine, onları sokakların karanlık köşelerindeki ‘kör noktalara’ mahkum ediyoruz.
İstatistiki Bir Veri Olarak Gençlik Kayıpları
Bu olay, Adıyaman özelinde yerel bir haber gibi görünse de aslında ülke genelindeki benzer ‘park halindeki araç’ vakalarıyla birleştiğinde korkutucu bir grafiğe dönüşüyor. Madde kullanım yaşının giderek düştüğü, buna karşılık rehabilitasyon ve önleme çalışmalarının aynı hızda ilerlemediği bir tabloyla karşı karşıyayız. Gençlerin hastanedeki tedavisi sürerken, yetkililerin ve toplumun şu soruyu sorması gerekiyor: Bir sonraki ‘kayıp ihbarı’ verildiğinde, yine bir aracın içerisinde mi geç kalacağız? Rakamlar yalan söylemez; eğer bir şehirde gençler sosyal alanlarda değil de ıssız sokaklardaki araçlarda bulunuyorsa, o şehirde toplumsal bir kazanım söz konusu olamaz. Bu vaka, bir uyarı fişeği niteliğindedir.






