İstanbul Adalet Sarayı’nda dün gerçekleşen tören, sadece bir anma olmanın ötesinde, Türk yargısının teröre karşı sarsılmaz duruşunu ve devletin adalet kararlılığını tüm dünyaya ilan eden güçlü bir mesaj niteliğindeydi. Bundan on bir yıl önce, görevinin başında şehit düşen Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın anıldığı bu anlamlı buluşma, Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Valisi Davut Gül ve Başsavcı Fatih Dönmez gibi yüksek makamlardan isimlerin katılımıyla, yargıya yönelik tehditlerin ulusal güvenliğimiz için ne denli ciddi bir tehlike arz ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Şehit Kiraz’ın Mirası: Adaletin Kalesi
Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz, 2015 yılında alçakça bir terör saldırısı sonucu şehit edildiğinde, hedef sadece bir hukuk insanı değildi. Terör örgütlerinin asıl amacı, adaletin tecelligahı olan mahkeme salonlarını, hukukun üstünlüğünü ve devletin yargı bağımsızlığını hedef almaktı. O gün sıkılan kurşunlar, aslında milletimizin vicdanına, demokratik hukuk devletimizin temel direklerine ve her bir vatandaşımızın güvenle sığınacağı adalet mekanizmasına yönelikti. Bu tür eylemler, yalnızca bir cana kıymakla kalmaz, toplumda korku ve güvensizlik tohumları ekerek devletin işleyişini sekteye uğratmayı amaçlar. Ancak görüldü ki, Türk yargısı, bu tür saldırılar karşısında asla geri adım atmamış, adaletin kılıcı her zaman keskin kalmıştır.
Ulusal Güvenlik ve Yargının Vazgeçilmez Rolü
Yargı, bir devletin ve toplumun en hassas damarlarından biridir. Hukukun üstünlüğü ilkesinin zedelendiği, yargıç ve savcıların baskı altına alınmaya çalışıldığı her senaryo, doğrudan ulusal güvenliğimizi tehdit eder. Zira adalet sistemi zayıfladığında, vatandaşın devlete olan güveni sarsılır, toplumsal düzen bozulur ve ülkenin yatırım iklimi dahi olumsuz etkilenir. Terör örgütlerinin tam da bunu hedeflediği açıktır: Kaos yaratmak, toplumu kutuplaştırmak ve devletin kurumlarını yıpratmak. Şehit Kiraz’a yönelik saldırı, işte bu geniş çaplı planın bir parçasıydı. Ancak devletin tüm kademeleri, bu türden hain saldırılara karşı dimdik ayakta durarak, hukukun ve adaletin hiçbir şarta bağlı olmaksızın uygulanmaya devam edeceğinin güçlü işaretini vermektedir. Bu duruş, sadece içerideki vatandaşlarımıza değil, uluslararası arenaya da Türkiye’nin bir hukuk devleti olarak kararlılığını gösterir.
Devletin Kararlılığı ve Milletin Vicdanı
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in törende yaptığı “O kurşunlar adalete, hukuka ve Türk yargısına sıkılmıştır” şeklindeki vurgusu, bu saldırının bireysel olmaktan öte, devletin temelini hedef aldığının net bir ifadesiydi. Şehit Savcı’nın babası Hakkı Kiraz’ın “Bugün sizleri burada görünce inanın ben artık yalnız olmadığımı daha da fazla hissediyorum. Allah bu millete, bu devlete zeval vermesin” sözleri ise, milletin vicdanında adaletin ve birliğin ne denli kutsal bir yer tuttuğunu gösteriyor. Bu ortak ses, terörün asla amacına ulaşamayacağının ve Türkiye’nin adalet mekanizmasının, şehitlerinin mirasına sahip çıkarak daha da güçleneceğinin teminatıdır. Adliye personeli ve sivil katılımcılarla dolu salon, bu kararlılığın sadece devletin zirvesinde değil, her kademesinde paylaşıldığının en somut kanıtıydı. Törenin ardından Şehit Kiraz’ın makam odasına bırakılan karanfiller ve okunan Kuran-ı Kerim, bu ruhaniyetin ve vefanın bir simgesiydi.
Geleceğe Yönelik Mesaj: Adalet Her Şeyin Üstünde
Bu anma, sadece bir geçmişi hatırlama değil, aynı zamanda geleceğe dönük bir taahhüttür. Her vatandaşın can ve mal güvenliğini teminat altına alan, hak arama hürriyetini güvence altına alan bir adalet sistemi, müreffeh bir toplumun olmazsa olmazıdır. Şehit Mehmet Selim Kiraz’ın hatırası, hukuk devleti ilkesinden asla taviz verilmeyeceğinin, terörle mücadelenin tüm araçlarıyla ve kararlılıkla sürdürüleceğinin bir işareti olarak kalacaktır. Bu vesileyle, bir kez daha terörü lanetliyor, adaletin yılmaz bekçisi yargı mensuplarımıza ve tüm güvenlik güçlerimize milletçe minnettar olduğumuzu ifade ediyoruz. Türkiye, şehitlerinin kanıyla sulanmış bu topraklarda, hukukun üstünlüğünü ve adaleti daima yüceltecektir.






