Türkiye’nin kanayan yarası olan iş cinayetleri, sadece yitip giden canlarla değil, geride kalanların yıllarca süren ve adeta bir sabır testine dönüşen hukuk mücadeleleriyle de toplumsal vicdanı zedelemeye devam ediyor. Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde 2006 yılında yaşanan ve üç çocuk babası Mustafa Narin’in hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olay, aradan geçen 18 yıla rağmen sonuçlanmayan yargı süreciyle ‘geciken adalet’ kavramının en acı örneklerinden biri olarak kayıtlara geçiyor.
Mustafa Narin, TEDAŞ’ın taşeronu olarak faaliyet gösteren bir elektrik firmasında, ailesinin rızkını kazanmak için yüksek gerilim hatlarında ter döküyordu. 19 Aralık 2006 günü Paşaköyü mevkii 7 numaralı direkte mesai arkadaşıyla birlikte çalışırken, yakındaki bir trafoda meydana gelen patlama sonrası akıma kapılarak hayata gözlerini yumdu. O gün henüz iki yaşında olan en küçük çocuğu, bugün babasının hukuk mücadelesini devralacak yaşa gelmiş olsa da, dosya hala Yargıtay’ın tozlu raflarında nihai kararı bekliyor.
İş Sağlığı ve Güvenliğinde İhmaller Zinciri
Reyhanlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada dosyaya giren bilirkişi raporları, Türkiye’deki taşeron sisteminin güvenlik açıklarını ve denetim yetersizliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Raporda, taşeron firmanın ehil ve yetkisiz personel çalıştırdığı, yüksek gerilim hattında gerekli topraklama ve kısa devre önlemlerini almadığı vurgulanarak %70 oranında kusurlu olduğu saptandı. Ana işveren konumundaki TEDAŞ ise denetim ve kontrol görevini yerine getirmediği gerekçesiyle %20 kusurlu bulundu. Mahkeme, 2018 yılında verdiği kararla aileyi haklı bularak tazminat ödenmesine hükmetti; ancak bu karar, uzun bir istinaf ve temyiz sürecinin kapısını araladı.
Ekonomik Kayıp ve Yargı Sistemindeki Tıkanıklık
Hukukçulara göre bu davanın en trajik yönü, tazminat miktarlarının hesaplandığı dönem ile paranın tahsil edileceği dönem arasındaki devasa ekonomik uçurum. Ailenin avukatı Murat Varol’un da belirttiği üzere, 2018 yılındaki asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamalar, günümüzün enflasyonist ortamında tamamen erimiş durumda. 2018’de 1.600 TL olan asgari ücretin bugünkü seviyesi göz önüne alındığında, ailenin alacağı tazminat gerçek değerinin onda birine kadar gerilemiş durumda.
Uzmanlar, iş kazası davalarında yargılama süresinin 15-20 yılı bulmasının, tazminatın caydırıcılık özelliğini yok ettiğini ve mağdur ailelerin bir kez de ekonomik olarak cezalandırıldığını savunuyor. Mustafa Narin davası, sadece bir iş kazası dosyası değil, aynı zamanda yargı sistemindeki hantallığın ve enflasyonun hak arama hürriyeti üzerindeki yıkıcı etkisinin bir sembolü haline gelmiş durumda. Dosya Yargıtay tarafından onanmadığı sürece, babasız büyüyen o çocuklar için adalet tecelli etmemiş sayılacak.






