Dev İddianame ve Ağır Suçlamalar Gün Yüzüne Çıktı
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen yolsuzluk soruşturması, Türk yargı tarihine geçecek bir dosya ile mahkeme salonlarına taşındı. 11 Kasım 2025 tarihinde tamamlanan ve tam 3 bin 809 sayfadan oluşan dev iddianamede, İmamoğlu’na yönelik suçlamalar adeta bir suç listesini andırıyor. ‘Örgüt lideri’ sıfatıyla yargılanan İmamoğlu hakkında; rüşvetten kamu malına zarar vermeye, kişisel verilerin ele geçirilmesinden ihaleye fesat karıştırmaya kadar onlarca farklı suç isnat ediliyor. Toplamda 142 eylemin mercek altına alındığı dosyada, istenen ceza süresi ise dudak uçuklatıyor: 828 yıldan başlayıp 2 bin 352 yıla kadar uzanan bir hapis cezası öngörülüyor.
Yargılama Sürecinde Dikkat Çeken Tahliye Dalgası
Davanın bugüne kadar gelen sürecinde mahkeme heyeti, tutuklu bulunan sanıkların durumlarını tek tek masaya yatırdı. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, aralarında kritik mevkilerde bulunan isimlerin de yer aldığı 33 kişi hakkında tahliye kararı verildi. İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, reklam dünyasından Yusuf Utku Şahin ve İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik gibi isimler, davanın geri kalan safhalarında tutuksuz yargılanacak. Tahliyelerin gerekçesi olarak delillerin büyük oranda toplanmış olması ve tutuklulukta geçen süreler gösterilse de dosyanın asıl yükü henüz hafiflemiş değil. Kamuoyunun yakından takip ettiği bu isimlerin serbest kalması, savunma makamlarının stratejilerinde de yeni bir sayfa açtı.
490 Milyon Liralık Kamu Zararı İddiasına Sert Yanıt
Davanın en çok tartışılan başlıklarından biri olan Kültür A.Ş. üzerinden yapıldığı iddia edilen usulsüzlükler, duruşmanın seyrini değiştirecek savunmalarla gündeme geldi. Kültür A.Ş. Genel Müdürü Serdal Taşkın, kendisine yöneltilen 490 milyon liralık kamu zararı oluşturma suçlamasını kesin bir dille reddetti. İddianamede ‘reklam ihalelerinin parçalanarak belirli firmalara verildiği’ yönündeki iddialara yanıt veren Taşkın, bu işlemin bir suç değil, ticari bir zorunluluk olduğunu savundu. İhalenin yıllık 61 milyon lira bedelle şeffaf bir şekilde kazanıldığını belirten Taşkın, kârı artırmak ve mali riskleri yönetmek adına alt yüklenicilerle çalışıldığını, bunun bir ‘parçalama’ işlemi olmadığını ifade etti. İddianamede yer alan hesaplamaların neye göre yapıldığının belirsiz olduğunu vurgulayan Taşkın, tüm hizmetlerin eksiksiz ifa edildiğini belirtti.
‘Direktif’ Tartışması ve Siyasal Bağlantılar Mercek Altında
Hukuki sürecin en can alıcı noktalarından birini de ‘kimden talimat alındığı’ sorusu oluşturuyor. Murat Ongun’un kurum işleyişine karıştığı yönündeki iddiaları ‘imkansız’ olarak nitelendiren Serdal Taşkın, yetkisi olmayan birinden direktif almasının söz konusu olamayacağını dile getirdi. Özellikle Avrupa’nın en büyük metropollerinden birinin belediye başkanına, bir sözleşmedeki araç modeli gibi teknik detayların sorulduğu iddialarını ‘mantık dışı’ olarak tanımlayan savunma, dosyada yer alan tanık ifadelerinin hukuki dayanağının zayıf olduğunu savundu. Rüşvet ve suç gelirlerinin aklanması suçlamalarıyla ilgili olarak ticaret hukukunun esas alınması gerektiğini belirten sanık avukatları, davanın teknik raporlar ve bilirkişi incelemeleriyle yeni bir boyuta evrileceğine işaret ediyor.






