MENÜ
07 Haziran 2026 Pazar
DOLAR 46,1116 ▲ %0,02
EURO 53,1487 ▼ %0,94
ALTIN 6.409,16 ▼ %3,23

49 Yıllık Sır Aralanıyor: Marmara’daki THY Uçağında Yeni İzler

30 Ocak 1975 tarihi, Türk sivil havacılık tarihine silinmesi imkansız bir hüzünle kazındı. Türk Hava Yolları’na (THY) ait Fokker F-28 tipi ‘Bursa’ uçağı, 42 yolcusu ve mürettebatıyla birlikte Marmara Denizi’nin soğuk sularına gömüldüğünde, geride sadece bitmek bilmeyen bir bekleyiş ve 49 yıllık koca bir belirsizlik bırakmıştı. Bugün gelinen noktada, teknolojinin imkanları ve sönmeyen bir vefa borcu, uçağın enkazına dair en somut ipuçlarını yeniden gündeme taşıdı.

Sanal medya dünyasının tanınmış ismi Nedim Kuru ve beraberindeki teknik ekip, Büyükçekmece ve Ambarlı açıklarında yürütülen arama çalışmalarının beşinci etabını tamamladı. Modern SONAR sistemleri ve gelişmiş su altı dronları (ROV) kullanılarak gerçekleştirilen 7 saatlik titiz dip taraması sonucunda, uçağın gövdesine ait olduğu kuvvetle muhtemel alüminyum parçalar görüntülendi. Bu keşif, yarım asra yaklaşan bu gizemin çözülmesi yolunda atılmış en kritik adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

Teknolojinin Işığında Derinlerdeki Sessiz Tanıklık

Uçağın düştüğü 1975 yılında, Marmara Denizi’nin karmaşık akıntı yapısı ve o günün kısıtlı teknolojik imkanları, kapsamlı bir enkaz çıkarma operasyonuna izin vermemişti. Marmara Denizi, yapısal olarak iki tabakalı akıntı sistemine sahip, tortu miktarının yüksek olduğu ve görüş mesafesinin sıkça kısıtlandığı zorlu bir ekosistemdir. Bu coğrafi zorluklar, uçağın izini sürmeyi bugüne dek imkansız kılmıştı. Ancak günümüzde kullanılan yüksek çözünürlüklü su altı dronları, insan elinin ulaşamadığı derinliklerdeki metalik yoğunlukları tespit ederek, geçmişin karanlıkta kalan sayfalarını aydınlatıyor.

Yapılan son çalışmalarda uçağın enkaz bölgesinde tespit edilen materyaller, havacılıkta yaygın olarak kullanılan özel alaşımlı alüminyum yapıları işaret ediyor. Ekip lideri Nedim Kuru, elde edilen görüntülerin teknik heyetler tarafından inceleneceğini belirterek, bu sürecin sadece bir enkaz bulma faaliyeti değil, aynı zamanda toplumsal bir hafıza tazeleme görevi olduğunu vurguladı. Kazada hayatını kaybedenler arasında teknik direktör Fatih Terim’in kayınpederi Kamuran Aksu ve ünlü sanatçı Seyyal Taner’in hostes kardeşi gibi isimlerin bulunması, olayın duygusal ağırlığını nesiller boyu canlı tuttu.

Hukuki Süreç ve Bir Vefa Borcu: Anıt Mezar

Havacılık kazaları sonrası yürütülen hukuki ve idari süreçler, Türkiye’de titiz bir protokol çerçevesinde ilerlemektedir. Bir enkazın tespiti durumunda, öncelikle Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile ilgili adli makamlar koordinasyon kurar. Eğer enkazda insani kalıntılara rastlanırsa, Adli Tıp Kurumu nezdinde kimliklendirme ve otopsi süreçleri devreye girer. Ancak ‘Bursa’ uçağı vakasında, aradan geçen uzun zaman dilimi nedeniyle süreç daha çok bir kültürel miras ve anma boyutuna evrilmiş durumda.

Nedim Kuru’nun İstanbul Valiliği’ne yaptığı su altı anıt mezar başvurusu, bu trajedinin kurbanlarını ebedi istirahatgahlarında onurlandırmayı hedefliyor. Türkiye’de benzeri az bulunan bu girişim, hem deniz güvenliği hem de sivil havacılık tarihi açısından sembolik bir önem taşıyor. Eğer başvuru kabul edilirse, Marmara’nın derinliklerinde yükselen bu anıt, sadece 42 canın hatırasını yaşatmakla kalmayacak, aynı zamanda gelecekteki benzeri çalışmalar için hukuki bir emsal teşkil edecektir. Güvenlik önlemleri ve deniz trafiği denetimleri altında yürütülmesi planlanan bu proje, Marmara’nın derinliklerindeki 49 yıllık sessizliği bir nebze olsun huzura kavuşturmayı amaçlıyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir