Şüphe Tohumları ve Yıllar Süren Yanılgı
İstanbul iş dünyasının tanınmış simalarından Göbeklioğlu Medikal Sistemler Şirketi’nin sahibi Alp Göbeklioğlu, 1995 yılında hayatını birleştirdiği Aysel Göbeklioğlu ile başlayan serüveninin, 31 yıl sonra adliye koridorlarında sarsıcı bir gerçeğe dönüşeceğini tahmin dahi edemezdi. 1990’lı yılların ortasında başlayan bu evlilik, iddiaya göre Aysel Göbeklioğlu’nun hamile olduğunu beyan etmesi üzerine kurulmuştu. Yıllar içinde büyüyen ve reşit olan iki çocukla devam eden bu aile yapısı, ilk olarak yedi yıl önce yaşanan şiddetli geçimsizlik nedeniyle çatırdamaya başladı. Ancak o dönemde Alp Göbeklioğlu, eşini affederek davasından vazgeçmiş ve aile birliğini korumaya çalışmıştı. Ne var ki, sonrasında eşi tarafından açılan yeni bir boşanma davası, saklı kalmış sırların birer birer gün yüzüne çıkmasına neden oldu.
DNA Raporuyla Gelen Sarsıcı Gerçek
Dava süreci devam ederken, ailenin ilk çocuğu olan B. Göbeklioğlu’nun babasından DNA testi talep etmesi, olayların seyrini tamamen değiştirdi. Başlangıçta bu talebe mesafeli yaklaşan Alp Göbeklioğlu, kızının ısrarlarına dayanamayarak tıp merkezinin yolunu tuttu. Alınan örneklerin laboratuvar ortamında incelenmesi sonucunda çıkan rapor, 31 yıllık bir hayatın üzerine kâbus gibi çöktü. Rapora göre, Alp Göbeklioğlu yıllardır kızı bildiği B. Göbeklioğlu’nun biyolojik babası değildi. Bu gelişme üzerine dünyası başına yıkılan iş insanı, durumu yargıya taşıyarak eşine ‘zina’ suçlamasıyla karşı dava açtı. Mahkemeye sunulan dilekçelerde, Alp Göbeklioğlu’nun ve kızı bildiği genç kadının yaşadığı şok ve derin üzüntü en çarpıcı haliyle dile getirildi.
Hukuk Savaşında 30 Milyon Liralık Rekor Talep
Alp Göbeklioğlu’nun avukatı Muammer Aydın tarafından İstanbul Aile Mahkemesi’ne sunulan dava dilekçesinde, müvekkilinin 31 yıl boyunca sistemli bir şekilde kandırıldığı vurgulandı. Müvekkilinin evlilik kararını tamamen bebek haberi üzerine aldığını belirten avukat Aydın, Aysel Göbeklioğlu’nun sadakatsiz davranışlarının ve ağır kusurlu eylemlerinin aile birliğini temelinden sarstığını ifade etti. Davacı taraf, yaşanan manevi yıkımın telafisi için 20 milyon lira manevi, uğranılan maddi kayıplar için ise 10 milyon lira maddi olmak üzere toplamda 30 milyon liralık tazminat talebinde bulundu. Ayrıca, aylık 30 bin lira nafaka istenirken, ikinci çocuğun da biyolojik bağının araştırılması için Adli Tıp Kurumu’ndan yeni bir test talep edildi.
Toplumsal Güven ve Hukuki Emsal
Bu dava, sadece iki birey arasındaki bir boşanma meselesi olmanın ötesinde, aile kurumuna duyulan güvenin ve dürüstlük ilkesinin hukuk karşısındaki yerini tartışmaya açıyor. 31 yıl sonra ortaya çıkan bu gerçek, hem sosyal hem de hukuki açıdan büyük bir emsal niteliği taşıyor. Alp Göbeklioğlu’nun, biyolojik bağı olmadığını öğrendiği evladına ‘sonuna kadar sahip çıkacağını’ belirtmesi ise olayın insani boyutundaki dramı ve asaleti gözler önüne seriyor. Türkiye’nin gündemine oturan bu dosya, sadakat yükümlülüğünün ihlali durumunda karşılaşılabilecek hukuki yaptırımların ne kadar ağır olabileceğini bir kez daha kanıtlıyor.






