Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM), Türkiye’nin siyasi tarihinde derin izler bırakan ve ‘post-modern darbe’ olarak nitelendirilen 28 Şubat sürecini, İstanbul Üniversitesi’nde düzenlenen özel bir panel ile mercek altına aldı. ‘28 Şubat: Çağdışı Sürecin Anatomisi’ başlıklı programın ardından, KADEM Mütevelli Heyet Başkanı Sümeyye Erdoğan Bayraktar, tarihi Beyazıt Meydanı’nda basına açıklamalarda bulundu. İstanbul’un kalbi sayılan ve akademik hürriyetin simgesi olan Beyazıt Meydanı, bir kez daha demokrasi ve temel haklar mücadelesinin yankılandığı yer oldu.
Toplumsal Hafıza ve Hak Mücadelesi
Konuşmasına 28 Şubat’ın sadece geçmişte kalan bir tarih olmadığını vurgulayarak başlayan Bayraktar, o günleri mümkün kılan zihniyetle mücadelenin sürdüğünü ifade etti. Sürecin 29. yılında, temel hak ve özgürlüklerin çeşitli mekanizmalarla sınırlandırıldığı karanlık bir dönemi hatırlatan Bayraktar, inancı ve kıyafeti nedeniyle insanların kamusal alandan dışlandığı bu yapının demokratik hafızadan silinmemesi gerektiğini belirtti. Türkiye’de 1997 yılında Milli Güvenlik Kurulu kararlarıyla tetiklenen bu süreç, idari ve hukuki mekanizmaların sivil halk üzerinde bir baskı aracı olarak kullanıldığı bir dönem olarak bilinmektedir.
Sümeyye Erdoğan Bayraktar, o dönemde başörtülü kadınların yaşadığı psikolojik travmaları, eğitim hayatından koparılmalarını ve ‘ikna odaları’ gibi insan onuruna aykırı uygulamaları hatırlattı. Kendisinin de İmam Hatip Lisesi öğrencisiyken polisle karşı karşıya kaldığını ve eğitimini bu baskılar nedeniyle yurt dışında sürdürmek zorunda kaldığını paylaşan Bayraktar, bu mücadelenin sadece bir kesimin değil, tüm toplumun ortak demokrasi davası olduğunu vurguladı. Bilindiği üzere Türkiye’de o dönemde uygulanan katsayı engeli ve kıyafet yasakları, binlerce öğrencinin kariyer planlarını sekteye uğratmış, liyakat esaslı kamu düzenini sarsmıştır.
Hukuk Devleti ve Zihniyet Dönüşümü
Bayraktar, günümüzde 28 Şubat zihniyetinin kamusal alanda büyük ölçüde gerilediğini ancak bazı özel sektör ve kurumsal pratiklerde hala dışlayıcı tavırlara rastlanabildiğini kaydetti. Hukuk devletinin tesisi için sadece yasal metinlerin yeterli olmadığını, asıl olanın demokratik bir zihniyet dönüşümü olduğunu belirten Bayraktar, genç kuşakların bu zorlu süreci bilerek büyümesinin önemine değindi. Türkiye’de bugün anayasal güvence altına alınan inanç ve ibadet hürriyeti, demokratik kurumların güçlenmesiyle korunmaya devam etmektedir.
Son olarak, 28 Şubat’ın bir mağduriyet dili üzerinden değil, adalet ve özgürlük talebiyle hatırlanması gerektiğini söyleyen Bayraktar, KADEM’in hafızayı diri tutma konusundaki kararlılığını ifade etti. Türkiye’nin coğrafi ve stratejik merkezlerinden biri olan İstanbul’da gerçekleştirilen bu açıklama, toplumsal kutuplaşma yerine hak temelli bir duruşun sergilenmesi gerektiği mesajıyla sona erdi. Devlet ajansı ilkeleri gereği hatırlatmak gerekir ki; demokratik süreçler, hukukun üstünlüğü ve bireysel hürriyetlerin korunması, her türlü vesayetin üzerindedir.






